2 Ocak 2012 Pazartesi

Eskiden Ne Güzel Cahildik



Dışarıda kar
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi.
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış,
bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve
fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında,
boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine
fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...


Dışarıda kar
İçeride kanaat
İçeride huzur


Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,
kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...

Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine,
geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı. Domates de..
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar
İçeride huzur
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu,
yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi.
Kimin umurunda.

Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk..

Eskiden Ne Güzel Cahildik, Eskiden Ne Güzel Cahildik Müjdat Gezen, Eskiden Ne Güzel Cahildik Murat Başaran

1 yorum:

Ecehan dedi ki...

Ve;
"Beni Mecnun'dan, Leyla'dan
sorma...!
Ben yalnız Mevla'dan bir
"izim".."