13 Eylül 2011 Salı

Damacana Suda Yosun Çıktı - Belkaya Su



Son günlerde plastik damacanaların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri haber programlarına ciddi oranda olmaya başladı.

Evimizde, Erikli su markasından sonra uzun süre pınar su kullanmayı uygun gördük. Php oranları bizim için idealdi. Ancak birkaç ay önce Pınar su damacanalarından akan suyun koktuğunu farkettik. Kokan suları içmedik ve bir kısmını döktük. Sonra damacana dibinde bir miktarını bırakarak, Pınar su merkezine damacalarda olan suyun koktuğunu, analiz edilmesi gerektiğini bildirdim. Pınar su merkezinden arayan ilk görevli muhafaza ettiğim suyu dökmememi istediğim şekilde anliz edileceğini söyledi. Birkaç hafta bekledim, 2 hafta sonra Antalya merkezi Pınar su bayisinden bir bayan aradı ve damacana suyu analiz için aldıracaklarını kokan su damacanaları yerine yenisini bize göndereceklerini söylediler. Yine 2 hafta bekledim arayan soran yok. 2 hafta sonra aynı bayan arayıp, muhafaza ettiğim su miktarını sordu. 'En az 1 litrelik var' dedim. Bayan; '1 litre çok yetersiz analiz için en az 5 litre gerek' dedi. Şaşkınlıktan diyecek birşey bulamadım. Sonra 'bayi size su getirdi mi ' dedi.
'hayır, ilgilenmediler' dedim. 'Tamam, ben söyleyeyim de bir daha öyle birşey olursa ilgilensinler, su miktarı az olduğu için analiz ettiremeyiz' dedi.

Ben zaten pınar suyu tüketmekten vazgeçtiğim için 'çok güzel' deyip şaşkınlıkla telefonu kapattım. Normalde 'siz dalga mı geçiyorsunuz madem analiz ettirmeyeceksiniz neden bana önce tamam dediniz?' demem gerekiyordu..

Önemsemedim. Pınar firması ciddiyetsizler listesine yazmayı tercih ettim.
Açıkçası şimdi şüpheleniyorum; acaba o damacana su da gerçekten hastalık yayıcı birşey mi vardı da beni oyalayıp su analizi yaptırmadılar? Kurumsal bir firma için bu tür şikayetler çok ciddi incelenmesi gerekmez mi?

Sonuç olarak pınar suyu bırakıp, Belkaya diye adını yeni duyduğum bir su markasına geçiş yaptım. Damacanaları 2010 ve sonrası yeni damacanalar olduğu için tercih etmiştim. Memnunum diye bir sorun çıkmadı sanmayın. Geçenlerde bayi ben yokken eve 4 damacana su bırakmış. Kimse dikkat etmemiş ama bir damacananın dibi tamami ile yosunlaşmış. Yeşil yeşil yosunlar yüzüyorlar..Şaka gibi hani..

Daha önce de delik damacana su gelmişti..



Bayiyi aradım durumu anlatarak, damacananın değiştirilmesini istedim. 'tamam' dediler ama yeni bir damacana su göndermediler. Ertesi gün tekrar aradım. Durumu hatırlatmadan 2 damacana su istedim, hemen gönderdiler. Birini yosunlu su ile değiştirip 1 tane suyun parasını ödedim. Sonra da 'keşke mahkemeye falan versem ben bunları' diye düşünüp, yosunlu damacanayı verdiğime içerledim.

Sizce damacana dibindek yosunu neye yormalıyım? Yoksa denizden yosunlu suyu pompalayıp damacanalara koyup satıyorlar mı?' diye düşünmedim değil. Çünkü burası türkiye, herşey olur burada.

Uzmanlar,Damacana suların içilmemesini önemle bildiriyorlar ama bugün en donanımlı hastanelerde bile su sebili üzerinde damacana suları görüyoruz. Yani plastikler ve güneş ışığına maruz kalan damacana şişeler kansere bile neden olmasına rağmen ülkemizde görmezden gelinen bir durum.

Bilmiyorum ki ne yapalım? Madem damacana sular da sağlıksız, niye suya hem para vereyim hem de sağlığımı tehlikeye atayım ki? Çeşme suyunu mu içelim yoksa damacanalara döktüğümüz paralar ile su arıtma cihazlarımı alalım. Ne yapaım dersiniz?

Damacana Suda Yosun Çıktı - Belkaya Su, Pınar Su Koku, Pınar Su Damacana Kokuyor, Pınar Su Şikayet,

9 Eylül 2011 Cuma

Mutluluk Hormonu Sağlayan Yiyecekler


Mutluluk isterim mecburi olmasın,
Mutluluk isterim şelaleler gibi çağlayan /
elini attığın her kayadan pınar gibi fışkıran mutluluk isterim.. (Neşe Tuana)



Mutluluk, hayat yolunda hepimizin ihtiyacı olan bir denge. Mutsuz insan, hayatta bir yer edinemez. Öyle ki yeme-içme gibi hayati bir zorunluluk.

Peki hangi yiyeceklerin ya da içeceklerin mutluluk hormonu salgıladığını biliyor muyuz?

İşte bir kaç örnek...

Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Çikolata flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor.

Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini öneriyor.

Makarna: Çok ağır soslarda yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.

Ekmek: Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.

Fıstık: Yağ oranı yüksek ama insanı çok mutlu ediyor. Roma İmparatorluğu'nda "Tanrı yiyeceği" olarak adlandırılan fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı biliniyor. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostu...

Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alıyor. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.

Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dakika sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Vücuttaki direnci artırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor.

Susam: Dar gelirlilerin baş tacı olan simit mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahip. Yağ ve protein içeriyor. Susamdan elde edilen tahin, bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi geliyor.

Mutluluk Hormonu Sağlayan Yiyecekler, Mutluluk Hormonu İçeren Besinler, Mutluluk Hormonu Serotin

7 Eylül 2011 Çarşamba

Anemon Otel Afyon


Antalya'da yaşayan bir birey olarak deniz-kum-güneş üçlüsünden oldukça sıkıldığımı farkettim ve son yıllarda tatil zamanlarımı termal bölgelerde geçirmeye başladım. Her ne kadar yaptığım tatilde yaşıtlarımı görmek yerine ton nineler ve dedeler ile haşır neşir olsam da bu durumdan hiç şikyetçi değilim. Yalnız yaşlı teyzelerin ' bizim çocuklar bizi bırakıp Antalya'ya deniz için gittiler sen buraya mı geldin yavrum?' demelerini biraz gülerek biraz da düşünerek dinliyorum. Neyse ki bu yıl tatil öyle geçmedi, anlaşılan genç nesil de termal sulardan yararlanmak istemiş.

Neyse.. Ramazan bayramı tatilimi Afyon'da Anemon Otel'de geçirdim. Oteli bulmam ve gitmek tamamen ani ve tesadüfen olmuştu. Lakin otel gibi değil kendi eviniz gibi bir mekandı. Otel çalışanları müşterilere misafir gözü ile bakıyor, her türlü yardımına koşuyordu. Burada turizm bölgelerinde bulunan otellerde olmayan birşey vardı; insanlara saygı ve aşırı ilgi. Deniz şehirlerinde durum böyle değil çünkü yerli yabancı turistlerin çoğunda deniz-güneş-kum  merakı var, durum böyle olunca akdeniz otellerinin çalışanlarında bir rahatlık ve yoğun talebe göre oluşan bir ilgisizlik var.

Türkiyede 17 şehirde kurduğu oteller zinciri ile Anemon otel misafirlerine huzurlu geçen bir tatil fırsatı veriyor.

ULAŞIM;

Otele ulaşım oldukça kolay. Afyon Özdilek Avm den sonra 8 km gittikten sonra otel karşınızda. Otobüs yolculuğu ile geliyorsanız, Otele yakın dinlenme tesisinde inip taksi ile 8 km lik yolu gidebilirsiniz.Yollar basit olduğu için aracınızla giderken sorun yaşamayacaksınızdır.


Otelin resepsiyon görevlileri de diğer personeller gibi oldukça nazikler. Herhangi bir soru soracağın zaman resepsiyon önünde dakikalarca saatlerce bekletilmiyorsunuz. Aksi halde sorumlular anında duruma müdahale ediyorlar.



Odalar içerisinde yer alan banyolar separator sistemi. Camları o kadar güzel temizliyorlar ki, banyodaki giriş camını farketmeyip kafamı küt diye vurdum. Çok komikti :))



Otel ile ilgili tek sorunum sanırım klimalardı. Açınca üşüyorsun, kapatınca sıcak oluyor, bir türlü derecesini de tutturamadım.

Otel içerisinde yer alan lavaboların temizliği takdire değerdi. Antalya'daki otellerde alıştığımız kağıt havlu peçeteler yoktu, tek kullanımlık pamuk havlular lavabolarda yer alıyordu.



Lobide yer alan tasvirlemeler ve heykeller dekorasyonu ilgi çekici kılmıştı.



Kondüsyon aletleri,  tombişlerin pek hoşuna gitmese de akşam yemeklerinden sonra güzel bir eğlenceydi (spordu).

Yemek saatlerinde canlı piyonu sesini duymakta güzeldi.
Sabah uyanınca odanın önünden gazeteyi alıp bir göz attıktan sonra uykuya dalmak en güzeliydi.
Yemeklerle ilgili biraz sıkıntı yaşadım tabii. Çünkü ben çok yemek seçerim, buna rağmen aşçıların 'beğenmediyseniz size istediğiniz yemeklerden yaptıralım' demeleri beni oldukça mahçup etti. :) En çok tereyağlı keşkek yemeğini beğendim. Tatlılar ile aram çok iyi olmasına rağmen tatlıları beğenmedim beklentim lezzet olarak daha yüksekti.



Isıtma sistemli kapalı havuz, açık havuz, termal havuz hijyenik açıdan oldukça güzeldi. Kalabalık değildi.
Termal havuzlar sıcaklık derecelerine göre değişiyordu. Varis hastalığı olanlar için yüksek dereceli termal sular uygun değildir. Damarların genişlemesine neden olur. Bu yüzden yüksek dereceli termal suları tedavisi doktor tavsiyesi dışında uygulanırsa ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Kaplıca suyu kükürt ve çeşitli mineraller koktuğu için alışması biraz zor oluyor. Kaynıyor gibi görünen 45 derecelik termal suya girmekte biraz zor. Termal su  cilt sorunları olanlar için oldukça faydalı, ciddi hastalığı olanlar için afyon gazlıgöl'de özel ve belediye işletmelerine ait tek kişilik termal havuzlar daha hijyenik ve sağlıklı olabilir.

Tatilde deniz tercihi yapan arkadaşlarım dinlenmekten çok yorularak geldiler, bilmiyorum nedense denize girmek,güneşte yanmak bana çekici gelmiyor. Aksine o sıcakta gidip güneşin altına yatıp bronzlaşacağım diye uğraşanlar garip geliyor, sanırım bronzlaşırken bir hücrenin ölmeden güneş altında esmerleşemeyeceğini bilmeyen insanlar çok.. Bronzlaşan her ten o kadar da hücre kaybediyor.

Tatilden daha doğrusu otelden aklımda kalanlar şimdilik bunlar. Sanırım bu tatil benim için kısa ve oldukça öz geçti. Neyse ki şunun şurasında 1 ay sonra Kurban Bayramı tatili var, gelsin tatil :)

Şayet benim gibi termal bir tatilin kucağına kendinizi atmak isterseniz afyonda gönül rahatlığı ile kalabileceğiniz tavsiye edebileceğim yer; Anemon Otel Afyon

Bu bir gezdim-eğlendim-denedim-yorumladım yazısıdır, reklam değilir.

 Anemon Otel Afyon, Anemon Otel Afyon Tel, Anemon Otel Yorumları, Afyondaki Termal Oteller,