29 Aralık 2011 Perşembe

Bakmadan Geçtiklerimiz..



Kargocu Abi,

Sana bu satırları yazmadan önce öncelikle sabrını ve asgari ücrete gece yarılarına kadar çalışma azmini tebrik ediyorum. Hani her gün bize kargo getiriyorsun ya, biliyorum kesin içinden içinden bana söyleniyorsun. Ama senin o garibanlığın yok mu, içimi parçalıyor..

 'Neden çalışan insanlar için üzülüyorum da, çalışmayanlara üzülmüyorum' işte bunu bilmiyorum.

Hani sabah kargoları getirdikten sonra yine öğlen 'araçtan indirilen, yeni gelen' kargoları akşam da getirmek zorunda kalıyorsun ya, her ne kadar kargoyu dört gözle beklesem de yine de senin için üzülüyorum.

Halbuki ben kargoyu kullanmasam, başkaları kullanmasa sen işsiz kalacaksın. Belki de her gelen kargoya göre maaşın değişecek..

Kargocu Abi, sen de insanların her gün gördüğü, onların işlerini gördüğün halde üzerinde durup hiç düşünmedikleri şeylerden birisin işte.. Bakıpta düşünmediklerimiz, önemsemediklerimiz milyon tane şeylerden biri de sensin işte..  Kusura bakma..

Biliyorum internet kullanmayı da bilmiyorsun haliyle bu yazıyı da okuyamayacaksın.

............................

Bu sabah ekmek almaya giderken, sokağa atılmış, kurumuş bir mimoza yaprağının üstüne bastım, benden sonra o yoldan geçen 10 kişi daha aynı yaprağın üstüne bastı. Kimse üstüne bastığı şeyin mimoza olduğunu fark etmedi,  ben fark ettim, ama eğilip yerden almadım, üstüne basılmasını izledim..

...............................

Sabah ezanında, aşağı odaya inerken ayağım bir yere takıldı  merdivenlerden yuvarlandım (!). Nasıl oldu bilmiyorum ama yuvarlanmadan direk merdiven altındaki süngerin üstüne düştüm, ya da uçtum. Aksi halde bir miktar kırık-çıkık miras sahibi olacaktım. Koru beni Allah' ım..

..................................

Dışarıda ne zaman yemek yesem hasta oluyorum. Eve kocaman bir derin dondurucu aldım, konserve yemekler yapıp yanımda taşımaya başladım, komik ama lezzetli. :)

.................................

Mahalle kasabı, cama 'Kelebek Geldi' yazmış. Suratımda şapşal bir gülümseme ile kasaba giriyorum.

-Renkli mi?, Renksiz mi? satıyorsunuz  ilhami amca, diyorum.
 -Nasıl isterseniz hoca hanım kızım diyor.
-Ben yeşil istiyorum diyorum.
-Yeşili bize gelmedi, var mı diyor?
-Bizim bahçede var diyorum.
-Ördeklerinizi biliyorum da tavuk beslediğinizi bilmiyordum kızım, diyor.

Eh be İlhami amca,  ben ne bileyim tavuk kelebeğini, zaten aklım dolu falan filan.. ,

........................................................

Arkadaşlar ile iddiaya girdik, YGS' ye gireceğiz. Kim daha yüksek puan alırsa diğerlerini 1 hafta süre ile yemeğe götürecek. Yemek bahane, alacağım puan  şahane..

............................................................

Büyük kardeşim Kpss' ye hazırlanıyor, küçük kardeşim üniversite'ye gidiyor. Odam, bilgi ve kitap tarlasına döndü. Yılbaşına nasıl girerseniz öyle geçermiş,  kim uydurdu bunu? Hayır, o değil de neden herkes benim odamda ders çalışıyor.

Cevap kardeşlerimden ;

- Abla senin odanda inanılmaz bir ders çalışma modu var. Hep ders çalışma isteği geliyor.

Bu nedir ki?

Cevap: Beyaz Dekorasyon..

...........................................................

Komik bir şey anlatacaktım burada ama unuttum.

..........................................................

Evini çalı süpürge ile süpürdükten sonra tozları halının altına saklayan bir arkadaşım var benim, hem de mesleğinde tanınmış bir kbb uzmanı. Sadece filmlerde olur sanmayın. Boşuna dememişler ; can çıkar huy çıkmaz..

........................................................

Saçlarım uzadı fotoğraflara sığdıramıyorum , kuöföre uçlarından biraz kes diyorum kesmiyor, bayan kuaförlerden uzak durun. Hayır, benim kuaförüm erkek. Para kazanmak için boş yere saç boyamaz, kesmez. Saçın kötüyse kötü der, iyiyse iyi. Birazda insanlıkla ilgili, İyi insanlarla karşılaşmak büyük şans..

.....................................................

Bekleyerek elde edilebilen ne var? Düşünmek lazım..


Bakmadan Geçtiklerimiz, Neşe Tuana

Hiç yorum yok: