14 Kasım 2011 Pazartesi

Kendinizle Barışık Olun




Yüzünde tatlı çilleri olan,  baharda açan bütün yeşil yaprak renklerini gözlerinde barındıracak kadar renkli gözlü, minik, şirin mi şirin bir öğrencim var. Ama biraz şımarık,   'çocuk' olan diğer arkadaşları zaman zaman onun yüzündeki şirin çilleri ile dalga geçiyorlardı. Tatlı çilleri olan arkadaşlarını derslerde biraz daha aktif diye kıskandıkları için 'çilli' diye çağıran arkadaşları ile defalarca konuşuldu, velilerine çocuklarına öğretmeleri gereken bazı değerler hatırlatıldı. Biraz da 'çocukluk, haşarılık ve yetiştirme tarzı'  kaynaklı olacak ki durum değişmedi...

Bizim sevimli çilli şeker, dalga geçilmesini son zamanlarda kaldıramamış olacak ki, kendisine 'çilli horoz' diyen bir arkadaşının gözüne, tenefüste sertçe bir yumruk geçirmiş.

Haliyle arkadaşının gözü morarmış, neyse ki ciddi bir sağlık sorunu yok.

Gözler morarınca, veliler durumun ciddiyetini anlayarak, çocukları ile ciddi bir konuşma yapmışlar. Okul yönetimi de öğrencileri ayrı sınıflara almaya karar vermiş.

...........

Öğrendiğim bir şeyi hatırladım; bir çocuğun gelişim sürecinde ona bazı değerleri öğretmez-öğretemezseniz,  sonradan anlatmak-öğretmek gerçekten zor, ama imkânsız değil.. 
Öğretemediğiniz değerleri bilinçsiz eğitimciler öğretmeye anlatmaya kalkınca da durum içinden çıkılamaz bir hale gelebiliyor.

Ayrı sınıflara geçince sorun çözülecek miydi?

Bilmiyorum, nasıl bir hırs yaptıysam, konuyu duyunca bütün sorumluluğu üstüme alarak, öğrencilerin aynı sınıfta kalması için yönetimi ikna edebildim. Üstelik sınıfta da ikisini aynı sıraya oturttum. Hafta sonları beraber ders çalışmalarını sağlamak için onlara ödevler verdim..

 Bugün 2. ayları doldu ve onlar artık çok iyi arkadaşlar.. Öyle ki hiç bir derslerini ayrı çalışmak istemiyorlar..Sınavlarda aynı soruları cevaplaıyorlar ya da aynı soruları yanıtsız bırakıyorlar, hep aynı notu alıyorlar, birisinin bilmediğini diğeri de hiç bir şekilde bilmiyor. :)

Geçenlerde;

'-Siz artık ayrı ayrı oturun, yeter' dedim, bana düşmanca baktılar.. :)

Birisinin sorunu, kendi ile barışık olmayı öğrenememiş-öğretilememiş olması, diğerinin sorunu ise, aşırı kıskançlık ve kibirdi. Onları ayrı sınıflara yerleştirmek sorunun çözümü değil, daha da büyümesini sağlayacaktı ve belki de yıllarca bu huylarını üzerilerinden atamayacaklardı..Ben elimi taşın altına koydum.. Bunu yaparken korkmadınız mı? diye soranlar için; aslında büyük sorumluluktu, yine kavga etseler birisine bir şey olsa bütün sorumluluk benim üstümdeydi, bana kalacaktı, ama sanırım inandım. Bir şeye çok inanıyor ve ona emek veriyorsanız, mutlaka istediğiniz sonucu elde edeceksinizdir..

Lütfen, çocuklarınızı yetiştirirken, onlara kendileri ile barışık olmayı, kibirli olmamayı öğretin. 
İnsan, hayatı boyunca her türlü olay ile karşı karşıya kalabilir, çok zor durumlarda olabilirsiniz, başkalarına göre çok çirkin, şişman, çelimsiz, çok geveze, çok sessiz, çok şımarık görünebilirsiniz, ama siz her durumda özel bir insanız, sevgiyi ve değeri hak eden bir insansınız. Kendiniz ile barışık  olun ve nefes almasına aracı olduğunuz bireylere bunu öğretin..



 Kendiniz ile barışık olun, kişinin kendi ile barışık olması, öğretmen dilinden

1 yorum:

Düşlerimden İnciler dedi ki...

Keyifle okudum yazınızı hatta o iki afacanın sonradan arkadaş olmasına acayip sevindim.Gözlerim doldu onların bu kadar iyi anlaşmasına.Tebrik ederim , gerçekten cesaret isteyen bir durum...
Ama sonuç muhteşem...