27 Şubat 2010 Cumartesi

Mor Takı'nın Güzel Takıları

                        

Yukarıdaki harika modeller MOR TAKI nın ürünleri.Beğendiğim ürünleri toparladım,resimlerini de ekledim.Mavi Kol Düğmeleri ve Kırmızı Buğday Kolyeyi çok beğendim.Mor takının internet sitesinde farklı ürünleri de mevcut.Aslında kolye ve kol düğmesini almak istiyorum ama bu ay parasal yönden dikkat etmem gereken bir dönemde olduğum için beğendiklerimi alamıyorum.İleriki zamanlarda kısmet olursa alırım inşallah :)

Tuğra kolyelerden oluşan bir kolleksiyonum var,çok seviyorum.Tuğra nın broş şeklinde yapılmış olması da beni çok sevindirdi.Taşlarla süslenerek değişik bir görünüm ve dikkat çekicilik kazandırılmış.


Mor takının sitesinde "MorTakı.Com dan satın aldığınız ürünü hiçbir gerekçe göstermeden info@mortaki.com mail adresine mail atarak başka bir ürün ile değiştirebilirsiniz ya da tamamiyle iade edebilirsiniz."yazısını gördüm.Sitesinden alışveriş yapmadım hiç ama anlaşılan firma oldukça kaliteli ve ürünlerine,iade  alacak kadar çok güveniyorlar.İçten içe tebrik ettim ve bu uygulamayı sevdim :)Müşteri kazanmak açısından güzel bir uygulama imiş..

26 Şubat 2010 Cuma

Eyüp Sabri Tuncer'in Bayanlara Hediyesi



Bu kampanyadan,Bugün okulda bir öğretmen arkadaşıma gelen EYÜP SABRİ TUNCER ürünlerini görünce haberdar oldum.Hep geç haberim oluyor :)15 Şubat - 15 Mart 2010 tarihleri arasında EYÜP SABRİ TUNCER adresinden 5 TL ve üzeri ürün satın aldığınızda, el ve vücut kremi, vücut losyonu ve vücut parfümünden oluşan, 40 TL değerinde dünya markası Perfume Jewels kozmetik ürün seti hediye olarak adresinize gönderiliyormuş.

Siparişinizi verirken lütfen Perfume Jewels ürün seti hediyenizin tercih ettiğiniz koku çeşidini online alışveriş bölümündeki "Teslimat" bilgilerinin altında yer alan "Hediye Setiniz" bölümünden seçerek bildirin. Her üyemiz kampanyadan 1 kez yararlanabilecektir ve kampanya süresince ürün değişimi yapılamayacaktır. Kampanyamız stoklarla sınırlı olduğundan Eyüp Sabri Tuncer kampanyayı bitiş tarihinden önce sonlandırma hakkını saklı tutar. 24 farklı koku çeşidini görmek için lütfen BURAYI tıklayın.

Hep Birlikte Mutlu Olalım mı?


Mutlu olmak,çoğu zaman başkalarını da mutlu edebilmektir.

Küçük,renkli bir kutuyu,kocamannn bir tebessümle beraber gelen,mutluluğa bağlamak isterseniz şuraya tıklayarak,Sevgili Yetenek-sizin 'in blogunda duyurduğu Mutlu Olalım Derneğinin Kibrit Kutusu etkinliğine katılım yapın lütfen.

Ayrıntılı bilgi şurada.

Kibrit Kutusunun Gönderileceği Adres:


Mutlu Olalım Derneği
Özlem Şengir
Adres: M. Kemal C. Burak Apt. No 44 D 4 Bornova-İzmir

22 Şubat 2010 Pazartesi

Michael Jackson -Eci Veci Vokkey

Michael Jackson'ın,7'den 77'ye her yaştan hayranının olduğu bilinen bir gerçek..


Allah rahmet eylesin,din,dil,ırk ayrımı olmaksızın bütün dünya insanlarının sevgisini kazanmış.Bunu yapabilen başka bir sanatçı da olmadı bu zamana kadar.Öyle ki vefat etmiş olmasına rağmen hala internette şarkıları,videoları izlenme ve tıklanma rekorları kırıyor.Genç nesil danslarını öğrenerek onu yaşatmaya devam ediyor.Görüyoruz ki bazı insanlar bedensel olarak başka birmekana geçiş yapmış olmalarına rağmen,sevgiyle manevi olarak yaşatılabiliyorlar.

Ben de Küçükken Michael Jackson'u çok severdim.Şarkılarını eksik ingilizcem ile söylemeye çalışırdım.Michael jackson ile ilgili aklımda en çok kalan anım;"Smoooth Criminal "şarkısının "Annie Are You Ok" sözcüğünü "ECİ VECİ VOKKEY" diye bağırarak söyleyerek,dansını taklit etmemdir.



Sevgiyle Anıyoruz..

20 Şubat 2010 Cumartesi

Lady GaGa


Lady Gaga gerek Sanatsal açıdan gerekse modasal mevzularda özellikle son zamanlarda paparazilerin vazgeçilmezi haline geldi.


Layd Gaga olarak adlandırılan yıldızın gerçek adı;Stefani Joanne Angelina Germanotta 'dır.Lady Gaganın Doğum tarihi  28 Mart 1986 olmasına rağmen ağır makyaj ve giyimi sebebi ile epeyce ileri yaşlarda olan ama vucuduna estetik yaptırmış Ajda Pekkan'ı hatırlatıyor bana..


Lady GaGa' lakabını favori grublarından biri olan 'Queen'in 'Radio Gaga' isimli şarkısından almış.



Son zamanlarda ise en çok sevilen ve internette tıklanma rekorkarı kıran şarkısının "Poker Face" olduğu söyleniyor.




Lady Gaganın kıyafetlerine bakılırsa bazen rüküş derecelerde giyinerek,absürd takılar ve çılgın makyajlar kullanıyor olsa bile birşekilde giydiği kıyafetin karakterine bütünerek kendisini sevimli göstermeyi başarabiliyor gibi değil mi?

 
Yaptığı müziğin yanında sansasyonel olayları ve giyimi ile de medyanın yakın takibinde olduğu Lady Gagayı "Marlin Monro" nun boşalan tahtına oturmuş gibi gördüm.Gaga,çağa ışık tutmuş,zamana göre değişmiş bir Marlin Morlo gibi görünüyor..

Benziyorlar Değil mi?

19 Şubat 2010 Cuma

Flormar Oje ve Tırnak Güçlendiriciler


Oje ve Tırnak Güçlendirici kozmetik ürünlerinde genelde Flormar markasını tercih ediyorum.Hem fiyatlarının uygun olması hem de ürünlerin kaliteli olması tercihim için etken bir sebep oluyor.Haftasonu 5m Migros Flormar standından aldığım ojelerin renklerini çok beğendim.Ben genelde kırmızı,pembe,lila ağırlıklı ojeleri seviyorum.Bazen arkadaşlarımda falan siyah,mavi,kahverengi oje kullandıklarını görünce hep deneyeyim diyorum ama hiç yakıştıramıyorum kendime :)Çok beyaz tenli olduğum için garip duruyor bende zaten hoşuma da gitmiyor sürünce..

Flormar'ın Pembe tonlarında en sevdiğim ojesi :382 numaralı.

Rengi tatlı ve çok abartılı durmuyor.Benim içinde önemli olan doğal güzelliği bozmayan abartılı olmayan makyaj ürünlerini kullanmak..



Zayıf tırnaklar içinde Flormar'ın Kalsiyumlu Tırnak güçlendiricileri kullanılabilir.
Flormar'ın French Manikür setini de kullandım ama ondan hiç memnun kalmadım.1 defa kullandıktan sonra nedendir bilmem ojeler hemen donmaya başladı.

Toprak Ve Ayna

Toprak bir gün aynaya dedi ki:


“Ay ayna! İmreniyorum sana! Çünkü kim sana baksa, kendini görür; bana... bakanlar ise, sadece beni görür!”

Ayna toprağa şöyle cevap verdi:

“Ey kara toprak, ne beyhude bir dert ile dertlenmişsin. Bilmiyor musun? Ben bana bakanların bugününü gösteririm. Oysa sen, sana bakanların yarınından haber verirsin....”

Bu cevap, toprağın beğenisine gitse de, tekrar dedi:

“Belli ki içimi rahatlatmak içindir sözlerin. Söyler misin bana, sana bakanlar, hiç dönüp bakar mı bana?”

Ve ayna toprağa acı bir gülümseyişle şunları söyledi:

“Merak etme! Bana bakacak yüzü kalmayanların gözü, hep sana döner!”

Ne güzel yazmış Özkan Öze...

18 Şubat 2010 Perşembe

Mutluluk Nedir?


Sabahları 1 Dilim peynir,1 simit bulabilmek buna şükretmek,

Fırını kullanmadan,beceriksizce :),Tencerede pişen peynirli müffinler yapmak,



Jelatin kağıdına patatesleri sarıp yanan sobanın içine atarak közlemek,

Közden çıkan patateslerin üzerine erimiş kaşar serpiştirip yemek,
Eski Fotoğraflara bakıp bir manzara resminde bile anıların canlanması,Dostların Anılması..

MUTLU OLMAK İÇİN
YETERLİ SEBEPLERDİR.
HAYATTAN ZEVK ALMASINI BİLENLERE..

Yalancı Kelle Paça Çorbası Nasıl Yapılır?

Kelle çorbasını bilmeyen yoktur.Çocukluğumda kelle paça çorbasını içmek için kurban bayramlarını iple çekerdim,bayramlar dışında kelle alıp temizlemek çok zor bir işti.Hani doğruyu söylemek gerekirse herkeste kurban kellesini temizleyemez,günümüz bayanlarının kolay yapabileceği bir yemek değil.Kellenin Tüyleri,temizlenecek,kelle sertçe bir mermere vurularak genzi temizlecek falan zahmetli ve hijyen gerektiren bir iş.Temizlik sonrası kelle düdüklüde bir güzel haşlandıktan sonra etleri dilimlenecek...

Kelle çorbasını çok seviyorum,dışarıda hijyenik yapılmadığını düşünerek restorant,lokanta vb. yerlerden de hiç yemek istemedim.Bu yüzden canım ne zaman kelle çorbası istese,annemden öğrendiğim güzel bir yöntemi uyguluyorum.Kelle yerine et kullanarak kelle çorbası yapıyorum.Tadı aynı oluyor.Hatta geçenlerde yemeğe çağırdığım arkadaşlarıma da et ile kelle çorbası yapmıştım,ben söylemeyene kadar kimse etten yapıldığını anlayamadı.Tembel ve çalışan bayanlar için güzel bir yöntem :)Yapılışına gelince;

MALZEMELER


Yarım kilo kemikli Kuzu Eti
1 çorba kaşığı tereyağı (Ben sıvıyağ tercih ediyorum)
1 çorba kaşığı pul biber (isteğe göre baharat ilave edilebilir)
3 litre su
4 diş sarımsak
3 adet limon suyu

Kuzu eti düdüklü tencerede güzelce haşlanır. Haşlandıktan sonra tencereden alınarak etler kemiklerinden ayıklanıp bir kenara alınır.Haşlama suyu ayrı bir kapta tutulur. Yeni bir tencerede tereyağı(sıvıyağ) eritilir. Üzerine önceden dövülmüş sarımsaklar konulur. Bir süre karıştırdıktan sonra haşlama suyundan bir litre kadar alınarak yağın üzerine dökülür. Üstüne kemiklerden ayıklanmış etler eklenerek  kaynatılır. Üzerine pul biber eklenerek servise alınır. Limon suyuda kullanılabilir.Afiyet olsun :)

Et kontrollü tüketildiği zaman faydalı bir besindir.Kelle çorbasında kullanılan sarımsak Tansiyonu dengeler.Kelle ile uğraşmak istemezseniz veya o kadar zamana sahip değilseniz siz de bu tarifi uygulayabilirsiniz.En azından dışarıdan bilmediğiniz yerlerden yemekten daha iyi ve sağlıklıdır,Değil mi?




17 Şubat 2010 Çarşamba

Çölyak Hastalığı Nedir?

Yuva Maya'nın mail adresime gönderdiği bir yazıyı paylaşmak istedim;

Yuva Maya olarak Çölyak hastalığının bilinirliğini arttırmaya ve Çölyak hastalarının yaşamlarını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Çölyak hastalari ile ilgili istatistiki bilgilere ulasmayi hedefleyen Turkiye’de daha once yapılmamış bir araştırma yaptırıyoruz. Arastirma kapsaminda oncelikli olarak 300 Çölyakliya ulasilacaktir.





Arastirmanin temel amaci Çölyak hastalarının yasam tarzi, Çölyakla yaşama koşullarının neler oldugu, glutensiz urunlere yaklasimlari ve ihtiyac duyulan urunlerin neler oldugunun ortaya konulmasidir. Arastirmaya katki saglamak icin Akademetre araştırma firması tarafindan aranmak isteyen Çölyak hastalarının asagidaki iletisim bilgilerine ulasmasini (mail veya telefon) onemle rica ediyoruz. Ilgili kisiye arastirma ile ilgili sorularinizi da yonlendirebilirsininiz.


e-posta: alevbayrak@akademetre.com ; tlf: (212) 210 66 00


Not: Iletisim bilgilerinizi sizin onayiniz olmadan kesinlikle herhangi bir kurum ya da kisilerle paylaşılmamaktadır. Oncelikli olarak 19 Subat 2010’a kadar geri bildirimde bulunmaniz onemlidir. Son ulasim tarihi ise 26 Subat 2010’dur.






Etrafınızda bu hastalığa sahip kişiler varsa bu maili kendileri ile paylaşmanızı rica ederiz. Ulaşacağımız her Çölyaklı bu araştırmanın sağlıklı sonuçlar vermesi için çok önemlidir.


Verdiğiniz destek için çok teşekkür ederiz.


Saygılarımızla,


Yuva Maya

http://www.yuvamaya.com.tr/

Peki çölyak Hastalığı Nedir?;
 
Çölyak hastalığı (ya da Gluten Enteropatisi, İngilizce: Celiac Disease); bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim hastalığıdır.
 
Belirtileri


Küçük çocuklarda kusma, ishal, karın şişliği, iştahsızlık, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi daha ileri yaşlarda sadece kansızlık, boy kısalığı, kemik zayıflığı ve nedeni bilinemeyen karaciğer hastalığı gibi çok değişik belirtilerle de kendini gösterir.



Çölyak hastası olan kişiler buğdayda arpada çavdarda ve kesin olmamakla birlikte, yulafta bulunan ve gluten olarak adlandırılan bir proteine tahammül edememektedir.



Çölyaklı hastalar gluten içeren yiyecekler yediklerinde, onların bağışıklık sistemleri bunu ince bağırsaklara zarar vererek yanıtlar. Özellikle çok küçük ve parmak şekline benzeyen villus olarak adlandırılan ince bağırsaktaki emilimi sağlayan yapılar kaybolur (düzleşir ve görevini yapamaz hale gelir.)



Yiyeceklerdeki besinler bu villuslardan geçerek kan dolaşımı içine emilirler. Villuslar olmadan kişi; ne kadar yiyecek yerse yesin; beslenemez.



Vücudun kendi bağışıklık sistemine zarar vermesinden dolayı çölyak hastalığı oto-immün sistem rahatsızlığı olarak düşünülmektedir. Bununla birlikte, yiyeceklerin emilememesinden dolayı sindirim rahatsızlığı olarak da sınıflandırılabilmektedir.

Dimçayına Gitmeli,Antalya'yı Gezmeli


Dün gece okuldan öğretmen arkadaşlarla Alanya-dimçayına yemeğe gidelim dedik.Akşam saat:19.00 dı.Dimçayı yaz mevsimlerinde tatilinde etkisi ile çok kalabalık oluyor,kış aylarlarında ise sessiz,kimsesiz kalıyor.Biz yinede yaz mevsimi hatırlayarak akşam yemeğimizi orada yemeye gittik.Dimçayına ulaşmak için,Alanyaya girmeden yarım saatlik bir yol katediyorsunuz.Turizmin odak noktası olmasına rağmen yolları çok gelişmiş değil,bata çıka gittik.Dimçayına varınca restorant bölümünün kapalı olduğunu gördük,restorant sahibi ile epeyce bir sohbetten sonra "kendin pişir kendi ye tarzı" yemeklerimizi hazırlamaya başladık.Ben,Pide ustası ile beraber pide yaptım.Diğer arkadaşlarda közde menemen tarzı bir et yapmışlar.Yaptığım pideye bakarmısınız?Yarısı kaşar,yarısı kıyma kullanılarak yapıldı.Sevdim ben bunu :)Fotoğrafı açlıktan düzgün çekememişim ama pidelerin yanındaki kavurma sacının altında minik tüplerden var,yaz ayların da servis yapılırken et kavurması ateşli tüplerle servise sunuyorlar.Siz yemeğinizi yerken et yağının donmasına engel olarak,yemeğinizi sıcak sıcak yemenizi sağlıyor.


İşte yaz aylarından kalma bir Dimçayı resmi.İster ağaç evlerde isterseniz de ırmak üzerine kurulmuş şirin minik sandal tipi evlerde yemeğinizi yiyerek ırmak üzerine huzurlu,rahat bir uykuya dalabiliyorsunuz.

ANTALYA'YA YOLUNUZ DÜŞERSE DİMÇAYINA UĞRAYIP IRMAK EVLERİNDE OTURUP BİR YEMEK YEMEDEN GİTMEYİNİZ :)




Alanya-Dimçayı Dönüşü de Manavgat'a uğrayıp bir şelale gezisi de yapılmalı tabii :)
Oradan da Olympos'a uğrayıp resim gibi çizilmiş olan olimpos sahilini görmeli,antik şehri gezmeli..


Çocukluğumuzun Sarellesi



Sarelle sagra'nın ürettiği erimiş çikolata.


"Çoğu zaman sarella diye okunan en güzel kahvaltıdır. el malı nutella yurdum malı sarellenin yanından bile geçemez.nutellada kötü bir yağ tadı vardır ama sarellenin yumuşacık tadı vardır.öyle market bakkal raflarında günlerce beklemez,bizzat sagra speciallerde musluklardan sıcacık akar kaplara doldurulur ve fırından yeni çıkan sıcacık beyaz ekmeğe sürülerek sıcacık çayla tadına varılır.hangi şehirde olursanız olun herkes sarellaya kavuşur ufacık ücra bir köyde bile. yurdum malının güzelliği budur. dedem de yerdi, amcam da yerdi ben de yerim torunlarım da yiyecek..."

Yukarıdaki yazıyı İtü sözlükte okudum çok hoşuma gitti.Tam da düşüncelerimi belirtmişler.


Çocukken evimize yakın bir yerde Sagra special mağazası vardı.Çikolatalar ve fındık ezmeleri yapılırken taze taze kokusu gelirdi.Hiç unutmam annem elime cam bir kavanoz verir,taze fındık ezmesi ve çikolata almaya giderdim.Görevli,çikolata ve fındık ezmesini cam kavanoza doldururken,yeni yapılmış fındık ezmesinden ikram ederlerdi,o tadı yıllardır hiçbiryerde bulamıyorum.Eskiden sarelleyi evde kendim yapar hazır ürünleri hiç almazdım.Çikolataya en çok bayanların düşkün olduğu bilinen bir gerçek.Kaşıklarız tatlı ne varsa :)Hal böyleyken iş güç derken sarellle yapmak için,günlük hayatta çok fazla vaktim kalmamaya başladı.Deneme amacı ile dün küçük cam bir kavanoz sarelle aldım.Sıcak taş ekmeğine sürünce çocukluğuma götürdü beni sanki..Çok sevdim sarelleyi.Sanırım artık evde kendi sarellemi yapmama gerek kalmayacak.Ekmeğinize Sarelleyi sürmeden önce,bir kaba sıcak su doldurup cam sarelle kavanozunu içine koyarsanız,yada soba,kalolifer üzerine kovarsanız sarelle hafif eridiği zaman tadı daha leziz oluyor.
 
Sarelle, gelip giden tatlı krizleri için evde bulunması gereken güzel bir çözüm..
 

Bitki Çayları

Doğadan'ın bitki çaylarına hergün bir yenisi ekleniyor.Ben de bitki çaylarının çok sağlıklı olduğunu düşünerek her alışverişte mutlaka doğandan'ın bir çayını alıp deniyorum.Bu hafta da "Tarçın Karanfil"Çayını aldım.Uyumadan önce 1 bardak içince çok rahat uyuyabiliyorsunuz.Tarçın'ı çok sevmediğim için sevebileceğimden emin değildim ama sıcak su ile yayılan tarçın kokusu çok hoşuma gitti.Ruhunuzu dinlendiriyor,zaten bitki çaylarının rahatlatıcı,sakinleştirici özelliği de var.
Nane limon çayıda tıpkı evde nane limon kaynatarak yaptığımız doğal çay gibi.Yalnız yaşayanlar ve çalışanlar için yanlarında taşıması gereken bir içeçek.Sabah kahvaltılarında siyah çay yerine bitki çayı tüketmenin sinir sistemimize olan olumlu etkileri yadsınamaz.

Keçide Duruşmaya Çıkacakmış :)


Çorum'un Sungurlu ilçesinde ilginç bir hırsızlık olayı gerçekleşti, tek gözü görmeyen bir keçi çalındı.


Polis, deyim yerindeyse hırsızlık olayını aydınlatmak için kılı kırk yardı. Öyle ki, en az 750 TL ödenerek keçi kılına “DNA” testi yaptırıldı. Sonunda zanlı yakalandı. Dava açıldı. Polis, keçinin sahibini kesmemesi için uyardı. Çünkü, keçi de duruşmaya çıkacak.

Yeni Hayat Mahallesi'nde oturan Seçkin Kalınsaz (27), 22 Kasımda yapılacak düğününde kesmek için önceden bir keçi aldı. Düğün günü evin altındaki tandırda bulunan keçinin olmadığını fark eden Seçkin Kalınsaz, keçinin düğün sırasında kaçmış olabileceğini düşünerek, polise başvurmadı.

Bu arada, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan pazarında denetim yapan polisler Y.A (14) ve M.B'nin (15) ellerinde tek gözü görmeyen bir keçiyi satmaya çalıştıklarını fark etti. Gençlerin yanlarına giden polis, “keçinin kimin olduğunu” sorması üzerine gençler, bir adamın keçiyi 200 liraya satmalarını, bu satıştan da kendilerine 10 TL vereceğini söylediğini, ancak adamı tanımadıklarını belirtti.

16 Şubat 2010 Salı

Cevizli Sucuk Ve Mardin Yemekleri

Mardin' e ne zaman geziye gitsem mutlaka kilolarca cevizli sucuk alırım.Teyzemlerin eskiden mardin de üzüm bağları olduğu için her sene cevizli sucuğumuz,pekmezimiz ve pestilimiz oradan gelirdi.Teyzemler üzüm bağlarını satınca artık cevizli sucuklarımızı başka yerlerden almaya mecbur kaldık.Önceden Bağdan toplanan üzümlerin nasıl pekmez haline getirilerek cevizli sucuğa dönüştürüldüğünü görmüştüm.Birkaç defa evde denememe rağmen kıvamını tutturamadım.Artık mardinden özel olarak getirtiyorum.

Antalyada da çok aradım ama aktarcılarda satılan cevizli sucuklar pekmez ile yapılmıyor.Şekerli sudan yapılmış gibi hiçbir vitamini ve enerji değerleri yok..Zaten gerçek pekmez ile yapılmış olan cevizli sucuğun rengi koyu oluyor,mis kokusundan da hemen anlayabiliyorsunuz gerçeğini..

Geçtiğimiz Kurban bayramı dönüşü Mersin- Görallar Kuruyemişten Cevizli Sucuk almıştım.Mersinde çok iyi yapamayacaklarını düşünerek az almıştım ama sonra sucuğun tadına bakınca çok almadığıma pişman  oldum.Mis gibi sucuk yapmışlar,tadına doyum olmuyor.Görallar Kuruyemişin e-satış hizmetlerinin mevcut olduğunu görünce çok sevindim.





Yine de Cevizli sucuğun hasını ancak mardin de yiyebileceğinizi söyleyebilirim.Mardin' e yolunuz düşerse ;

-Kaburga Dolması
-Hindi Dolması
-Bumbar Dolması
-İçli Köfte
-Sembusek
-Pestil ve ceviz
-Cevizli Sucuk

                                                                                   
YEMEDEN SAKIN MARDİN'İ TERK ETMEYİN derim,Anlatırken bile yemeklerin mis gibi kokuları burnuma geldi gibi,acıktım :)

15 Şubat 2010 Pazartesi

Rica Etsem Bakarmısınız?

Eminim herkesin benim gibi evde giymediği birçok kıyafeti ve kullanmadığı birçok eşyası vardır.Şehirden şehire sürüklenmeyi seven bir öğretmen olduğum için çok eşyam olmasından hiç hoşlanmıyorum,misafir gibiyim bu şehirde..Hoş hepimiz bu dünyada misafir değilmiyiz?

Dün odamı toparlarken farkettim.Ne kadar çok kıyafete sahipmişim,birçoğunu hiç giymemişim bile.Hala ilkokulda giydiğim etekeleri hatıra diye saklıyorum,kıyamıyorum atmaya,birilerine vermeye..Ne kötü yapmışım ihtiyacı olanlarla paylaşmayarak..

Blogcu arkadaşlarımda da görüyorum kullanmadıkları ihtiyaç fazlası kıyafetlerini,eşyalarını satıyorlar.Onu düşürken , gönüllü üyesi olduğum İNSANİ YARDIM VAKFI aklıma geldi.Belki kıyafetleri satıp onlardan maddi kazanç sağlayabilirim ama ülkemizde hala bir monta ihtiyaç duyan,soğukta titreyen ve bunu alamayan insanlar var,bu yüzden kullanmadığım kıyafetleri toplayarak insani yardım vakfına göndermeye karar verdim.Bu şekilde ihh ya yardım edenler sayesinde,geçen ay mersin de 2 bin 500 ihtiyaç sahibi kişiye kıyafet yardımı yapılmış.Mutlu oldum.

Kurban bayramında  anlattığım;

Haberlerde izledim;Kurban bağışı yaptığımız Hayır kurumu bağışları cebe indirmiş diyorlar.Ben bağışımı kendi elimle ihtiyaç sahiplerine teslim ettim.Artık hiçbir vakfa bağış yapmıyorum.Atıyorum arabama erzak mıdır,etmidir ne varsa götürüyorum ihtiyaç sahibi insanların evine.Gönül rahatlığı ile evime geliyorum.Ailem Bir vakfa bağışlamış kurban'ı.Tabiiki ihtiyacı olan insanlara gitsin diye bağış yapıyor herkes.Kötü niyetli insanlarda cebe indiriyor.İlk defa kötü konuşacağım;En içten dileklerimle Zehir zıkkım olsun emi!..


kötü deneyimimizden sonra artık hayır kurumlarına gönül rahatlığı ile para yardımı yapamıyorduk.En iyisi ihtiyacı olanı bulup elimle vermek diye düşünüyordum.

İHH nın bu uygulaması çok hoşuma gitti.Eğer sizinde evde kullanmadığınız kıyafetleriniz varsa ;
+90 212 631 21 21 nolu telefon numarasından İnsani Yardım Vakfına Ulaşarak giymediğiniz kıyafetlerinizin ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırabilirsiniz.

Eminim ki  yaptığınız bu iyiliğin mükafatını Yaratan size en güzel şekilde verir.Hem evde kıyafetler boş boş duracağına birileri sebeplensin bizlerde hayır kazanalım değil mi?..


İHH İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı İletişim Bilgileri;


Büyük Karaman Cad. Taylasan Sok. No:3 Pk. 34230 Fatih / İstanbul

Telefon: +90 212 631 21 21 Faks: +90 212 621 70 51

E-Posta: info@ihh.org.tr

http://www.ihh.org.tr/

13 Şubat 2010 Cumartesi

Sevgililer Günü=Kapitalizm Günü mü?

Akşam üstü biraz hava almak ve alışveriş yapmak amacı ile dışarıya çıktım.Haftasonları normalde sokaklar çok sakin olur ama bugün tam aksine heryer inanılmaz derecede kalabalıktı,herkes sevgililer günü hediyesi için yollara düşmüştü.Öyle ki çiçekçiler bile hala açıktı.

Sanki 14 şubat sevgiyi hatırlatan tek günmüş gibi herkeste bir hediye alma telaşı gördüm.Bana göre sevgililer günü " ticari gün " olarak adlandırılsa daha iyi olur gibi,zira sevgililer gününden en çok karlı çıkanlar pahalı hediyeler satan alışveriş merkezleri..

Kapitalizme ve batı geleneklerine çoğu zaman düşman olduğum için sevgililer gününde hediye almak vermek benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.Sanırım birazda gördüğüm hediye alma yarışına girmiş kalabalık, uykudan uyanmama vesile oldu.

Hediyeleşmek zaten çok sık yaptığım birşey,batı geleneklerine uyarak onların istekleri dahilinde hareket etmemek adına sevgililer gününü protesto ediyorum :)

Gerçekçi olmak gerekirse;Ne zaman batılıların Ramazan bayramımızı kutladığını gördük?,oysaki yılbaşı,sevgiler günü,vs.. gibi günlerde biz herzaman onlardan önce,onların çıkardığı özel günleri kendi kültürümüz gibi benimsedik..Uyguladık..Yılbaşında evimizi hristiyanlar gibi süslü ağaçlarla donattık,sevgililer gününde pahalı hediyelerle birbirimizi mutlu etmeye çalıştık neye?hangi amaca hizmet ettiğimizi düşünmeden...

Izgara Balık

Dün akşam yemeğe misafirlerim vardı.Ne zaman yemeğe misafir gelecek olsa ne yapayım?diye düşünmekten alamam kendimi,çünkü evime yemeğe gelen birisinin aç gitmesi beni huzursuz eder,bu yüzden gelecek kişilerin sevdiği yemek türlerini araştırır öğrenir ona göre yemekler yaparım.Atalarımız "Misafir umduğunu değil bulduğunu yer" demiş,ama benim gibi yemek seçen insanlardansanız yemeğe gittiğiniz yerlerde aç kalabilirsiniz.

Yemeğe gelen misafirlerimin balığı çok sevdiklerini araştırıp öğrendim,kış günü balık zahmetli yemek olacaktı ama yinede yaptım.

Bahçede mangal yakıp kömürler kavrulduktan sonra balıkhaneden aldığım taze balıkları mangalın üstüne yerleştirdim.Uzun zamandır mangala elimi sürmemiştim.Aslında alabalık bulabilseydim,tereyağında alabalık yapmayı düşünüyordum.Tereyağı ile çok lezzetli oluyor.Ama taze alabalık bulamadığım için almak istemedim.Çipura aldım.


Balıklar mangal üzerinde pişerken ben salata yapımına koyuldum.

Maruldan hoşlanmayan bir misafirimiz için ayrı bir salata da yaptım.Domates kabuğu ile gül yapmıştım fotoğrafı çekerken tabağa koymayı unutmuşum.:)

Balık sıcak yenmesi gereken bir gıda.Soğuduğu zaman aynı lezzeti alamayabiliyorsunuz.Bir de mangal kömürleri iyice yanmadan eti veya balığı mangala koyarsanız yediğiniz balık'ın tadını almak yerine ete sinmiş kömür kokusunun tadını alırsınız,buda sağlığınız için tehlikeli bir durum olur.Bu yüzden mangal kömürünün iyice kavrulmuş olmasına dikkat etmek gerekiyor.

Neyse ki herşeyi zamanında yaptım,hazırladım ve misafirlerimize servise sundum.Afiyetle yedik.. :)
Artık büyüdüm galiba,Yemek de yapıyorum hıh :)
ET BALIK KELLE BUNLAR YENİLİR ELLE :)