27 Ocak 2010 Çarşamba

Facebook İlişki Durumum






Dün gece yatmadan önce gece 23.00 sularında yoğun can sıkıntısına binaen,Facebook'umdaki ilişki durumu alanında yazan" ilişkisi yok" durumumu " ilişkisi var" olaraktan değiştirdim.Değişimin ardından ilişki durumuma 189 adet yorum gelmiş.Yapılan Laçka yorumlar;Kimmiş,Ne zaman olmuş,hiç haberleri olmamış,beğenmiş,beğenmemiş,wowmış  falan filan...


"Abi internet ne tehlikelikeli bi ortammış!" bir kere daha şahit oldum..


Şimdi benim gözüm korktu.Yarın birgün ben ilişki durumumu " ilişkisi yok" diye değiştirsem bu defada "neden ayrıldınız diye sorgu odasına alabilirler beni,Ne me lazım?..


Gözüm korktuktan sonra,En iyisi facebook'u kapatayım diye düşünerekten hesabımı dondurdum,Hay dondurmaz olaydım.Telefonuma "yoksa ilişkin bitti ayrıldınız diye üzülüp facebook'umu kapattın,üzülme zamanla herşey geçer" diye mesajlar gelmeye başladı.Ehehehe "üzülme zamanla geçer"miş.Ne arabesk insanlarız yahu..


Yılllardır görüşmediğim ama facebookda ekli olan ilkokul arkadaşlarım bile arayarak ilişki durumumu tebrik etti.

 
Baktım telefon susmuyor facebook'u tekrar açtım.Meğer ne sansasyonel bir kişilikmişim de haberim yokmuş.


 
Facebook hesabımı açınca bir arkadaşın paylaştığı Sezen Aksu'nun "geri dön"şarkı  videosunu beğenerek,profilimde paylaşma gafletinde bulununca "arabesk'e bağlandım"5 dakika sonra kapıda kız arkadaşlarım belirdi.Beni teselliye gelmişler.Allahım ya rabbim.......


"Abi siz sakatmısınız ilişkim yok benim" desemde kimseye derdimi anlatamadım.Saygıdeğer Facebook ahalisi,olmayan sevgiliden ayırdı beni..Yetmiyormuş gibi arabeskin taaa içine soktular..




Diyorum yarın bir gün de "evli" olarak değiştireyim..Belki yeni evliye hediye alıp gelirlerde,bu işten karlı çıkarım.Kötümüyüm hayır!Kaçıkmıyım hayır!Eee buna ne derler;FIRSAT :P


Ne yapayım;sanal alem böyleymiş demek ki..

23 Ocak 2010 Cumartesi

Eski Sevgili Nikah Memuru Olunca


Bugün çok garip bir nikah törenine katıldım.Bloguma konu olan nikahın sahibi bayan 35 yaşlarında sarışın bakımlı bir bayan.Bugün 2.evliliğini yaptı.Allah bir ömür boyu mutlu etsin. :)

Nikah salonu özenle süslenmiş,herşey en ince ayrıntısına kadar düşünülerek tasarlanmıştı.Damat bey,gelin hanımdan 5 yaş küçük olmasına rağmen bayandan daha olgundu.Aslında kalabalık törenlerden her zaman bir bahane bularak kaçmayı tercih ederim.Ama bu sefer nikahın sadeliğine ve ortamın sıcaklığına uyum sağlayarak oldukça eğlendim.

Herşey hazırlandıktan sonra gelin ve damat içeriye girdi ve Nikah memuru geldi.Memuru gören gelin hanım ve bizler büyük bir şaşkınlık yaşadık.Niye mi?Nikah memuru gelin hanımın eski erkek arkadaşıydı.Film gibi..İlk defa böyle bir şeye şahit oldum,tesadüflere inanmadığım için "tesadüf "diye düşünüp konuyu geçemedim ama çok da önemsemedim açıkçası.Herşeyin her an yaşanması mümkün bu hayatta..Herhalde insanın başına milyonda bir gelecek bir durum gibi?Sizce?
Sonuca gelince nikah güzel bir şekilde tamamlandı ve memur "eski sevgili" gelin'i ve damatı mutlu bir şekilde tebrik etti. :)

Müffin Yaptım :)



Muffinlerin görünüşlerini ve tek porsiyon olmalarını gerçekten çok seviyorum,tek parça olmaları taze olarak tüketimine artı avantaj sağlıyor.

Tek parça olmalarının diğer bir avantajı da çeşitli şekillerde hepsini farklı farklı süslemeniz mümkün olabiliyor,en sevdiğim yanı da bu :) 

Bir fincan kahvenin veya çayın yanında çok güzel gidiyor...

Bugün sabah erkenden kalkıp yarıyıl tatilinin tadını çıkarmak amacı ile babamla müffin yaptık.Bu arada arasıra bahsediyorum ama tekrar hatırlatayım babam bankadan emekli olur olmaz,emeklilik hayatından sonra pasta ustası olarak çalışmaya başladığı için inanılmaz güzel pastalar yapar.Eminim hiçbir bayan onun yaptığı kadar güzel görünen ve lezzetli pastalar yapamaz,ee usta olmuş artık :)

Yaptığımız müffinlerin Hepsi çeşit çeşit oldu.Ama yapmak isteyenler için klasik müffin tarifini de vereyim;
Tarife çeşitli eklentiler yaparak müffin'i daha lezzetli hale getirmek sizin elinizde :)








Gerekli malzemeler ;

•2 yumurta (oda sıcaklığında bekletilmiş)


•4 kahve fincanı tozşeker


•2 kahve fincanı sıvı yağı (mümkünse mısır özü)


•2 kahve fincanı yoğurt


•6 kahve fincanı un


•1 paket kabartma tozu


•1 çay kaşığı zencefil


•1 çay kaşığı tarçın


•1 su bardağı sıcak suda beklemiş kuru üzüm


Bu ölçülerde yaklaşık 14 adet muffin çıkıyor.


Öncelikle fırınımızı 170 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.


Yumurtalarımızı ve şekerimizi mikser ile iyice rengi beyazlaşana kadar mikser ile çırpalım. Yoğurdu ve sıvı yağı ekleyip 1 dakika daha çırpalım. Üzerine un,kabartma tozu,zencefil ve tarçını eleyerek ekleyelim. Hepsini mikser ile homojen bir karışım elde edinceye kadar çırpalım. En son sıcak suda yumuşattığımız kuru üzümlerin suyunu süzüp karışımımıza ekleyelim ve tahta bir kaşıkla karıştıralım. Muffin kalıplarımıza muffin kağıtcıkları yerleştirip karışımımızı eşit miktarda dağıtalım. Artanı saklayıp muffinler piştikten sonra tekrar kalıplara döküp pişirebilirsiniz. Bekletmenin bir sakıncası yoktur. Muffinler yaklaşık 40 dakika üzerileri kızarıp şişene kadar pişmelidir. Piştikten sonra tezgahta 10 dakika soğutup servis tabağına alabiliriz.

Afiyet bal şeker olsun..:)

22 Ocak 2010 Cuma

Esas Akıl



Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?

Doktor:

-Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?

Adam:


Ooo ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.


Ders: Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl...

İŞTE AKIL, İŞTE SANAT...








Paylaşım Nilyam'dan..

Yaşı Gelen-Geçen Evleniyor :)




Son albümüne 'Nilin Kıyısında' adını veren Nil Karaibrahimgil, Nil Nehri'nin kenarında bulunan Kahire Büyükelçiliği'nde 10 yıllık reklamcı sevgilisi Serdar Erener ile dünya evine girmiş.
Aynı zamanda Sertap Erener'in kardeşi olan damat Serdar Erener,Nikahta Mısır'a özgü geleneksel bir kıyafet tercih etmiş.

Damadın kıyafeti de gözüme oldukça şık göründü,nikahta;bayanlar beyaz gelinlik giyerken,bayların cenaze kostümü gibi siyah takım giymesi bana hep garip gelmiştir..
Çiftin nikah şahitliklerini; Sinan Çetin ve Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen yapmış.

Sonunda Nil' de evlendi.. :)

Öğrencinin Değil Ailelerin Karnesi



Bugün sabahtan karneleri dağıttık,öğrencilerin notları genel olarak iyi.Notları zayıf olan öğrencilerde var tabii.Benim dersine girdiğim sınıflar genel itibari ile başarılı öğrencilerden oluşuyor.

Karneleri dağıttıktan 15 dakika sonra,dönemin başından beri okula öğrencisinin durumunu sormaya hiç gelmeyen öğrenci velisini,okul müdürünün kapısında gördüm,bağırıyordu.Hani kalabalıktan çekinmese müdürü yumruklayacak gibi bir hali vardı.Yanına yaklaştım.Sorununun ne olduğunu sordum.Öğrencinin babası oğlunun zayıf karnesinin sorumlusu olarak okul müdürünü görmüş.Nedeni de oldukça ilginç;okul müdürü  bütün öğrencilerden sorumlu olmalıymış.Elbette sorumluyuz hepsinin eğitiminden ama bir okulda yüzlerce öğrenci var,hepsiyle teker teker nasıl ilgilenilebilir?Aile ilgilenmez ise çocuğu ile sadece eğitimciler nereye kadar uğraşabilir?"Gülelim mi,ağlayalım mı?bu ifadeye..."

Kendisi ile uzunca bir sohbet yaptım.Utandı..Oğlunun başarısızlığı olarak gördüğü,aslında kendi karnesi olan bir kağıt parçasını kolunun altına sıkıştırarak,başını yere eğip yürüdü ve gitti.Umarım bir daha ki karnesini almaya içkili bir halde gelmez veli..

Bosch Espresso Makinesi




14 Şubat’ta sevgilinize hediye edeceğiniz yeni Bosch Espresso Makinesi ile, ortak tutkunuz olan kahve keyfini unutulmaz anlara dönüştürün.Evinizin konforunda her çeşit kahveyi kolayca hazırlayıp sevgilinizle paylaşarak, siz de kalbinizi ve yaşamınızı zenginleştirin.


Tutkunun aşka dönüşmüş halidir kahve. Sevgilinizle paylaşacağınız her kahve keyfi, karşınızdaki o özel insana duyduğunuz tutkunun daha da güçlenerek aşka dönüşmesine eşlik eder. Fincandan yayılan aromayla birlikte duygular da harekete geçer, sevgi sözcükleri yerini aşk dolu bakışlara bırakır. Paylaşılandamak tadının verdiği haz, önce kalbinize sonra aklınıza yerleşir, tıpkı sevgilinin ilk dokunuşu gibi unutulmazlaşır.






Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı olduğu herkesçe bilinse de, sevgilinizin kendi elleriyle hazırlayıp size ikram ettiği bir kahvenin değeri asla zamanla ölçülemez. Her defasında küçücük bir fincanla taşınan bu büyük heyecan, siz var oldukça sizinle birlikte yaşar ve kalbinizi zenginleştirir. İşte bu Sevgililer Günü’nde sizin de duygularınızı harekete geçirip kalbinizi ve yaşamınızı zenginleştirecek olan özel bir hediye, Bosch TCA 5809 "Benvenuto Classic" , evinizin konforunda lezziz aromalı kahveler yapıp sevgilinizle paylaşmanız için sizi bekliyor.






Sıcak sohbetlere eşlik eden ve hayatımızın her anına lezzet katan kahve çeşitleri, Bosch kahve ve espresso makinesinde kolayca hazırlanıyor. Bosch TCA 5809 "Benvenuto Classic" , geliştirilmiş pişirme tekniği ile mükemmel kahve tadını ve paylaşılan sevginin heyecanını her fincanda aynı kalitede sunuyor.






Özel süt köpürtme sistemiyle kahvenizin sertliğini siz ayarlayın


Bosch “Benvenuto Classic” özel süt köpürtme sistemi (otomatik cappucino aparatı) ile dilerseniz krema kıvamında süt köpürtebilir, kahvenizin sertliğini tam damak zevkinize uygun biçimde ayarlayabilirsiniz. Böylece hem sizin hem de sevgilinizin hoşlandığı çeşit çeşit kahveyi kolayca hazırlayabilirsiniz: Capuccino, latte, macchiato, americano...






Zengin aromalı kahvenin sırrı: Aroma Whirl Plus System


Klasik kahve makinelerinde demleme suyu kahve granülleri arasından direkt olarak geçer. Bosch TCA 5809 "Benvenuto Classic" ’nde ise, Aroma Whirl Plus System özelliğinin sağladığı güçlü dairesel hareketler sayesinde, tüm kahve granülleri suyla temas ederek değerli aromalarını suya bırakır. Kendisine böyle bir espresso makinesi hediye ettiğiniz için de sevgiliniz her kahve içişinde size yeniden aşık olur.






Her seferinde kendi kendini temizleyen akıllı sistem


Bosch “Benvenuto Classic” Espresso Makinesi’nin kendi kendini temizleme sistemi, her demleme işleminden sonra tüm aktarım kanallarını temizleyerek, içinde soğumuş ve beklemiş su kalmasını önler. Böylece, uzun süre kullanılmayan makinelerde bile %100 hijyen sağlanmış olur ve hazırlanan çeşit çeşit kahvelerin aromaları asla birbirine karışmaz.






TCA 5809 "Benvenuto Classic"Espresso Makinesi’nin Özellikleri






• Güç: 1400 watt (maksimum)


• AromaWhirl plus demleme sistemi


• Özel süt köpürtme sistemi ile krema kıvamında süt köpürtme imkanı (otomatik cappucino aparatı)


• Büyük gösterge paneli


• Fincan üzerinde 'spot light' ışık özelliği


• Thermoblock pompalı basınç sistemi (15 bar)


• Sertleştirilmiş çelikten üretilmiş yüksek kaliteli kahve değirmeni


• 6-12g kahve kapasitesinde ayarlanabilir demleme haznesi


• 3 kademeli kahve öğütme derecesi


• Tercihinize göre ayarlayabileceğiniz 3 farklı kahve ısı derecesi


• Kademesiz su miktar ayarı


• 2 fincan kahve için 2 ayrı demleme


• Kahve öğütme derecesi kademesiz


• 250 gr çekirdek kahve haznesi


• Öğütülmüş kahve için ikinci kahve haznesi


• Sıcak su fonksiyonu


• Sensörlü çıkartılabilen su tankı (1,8 l)


• Yüksekliği ayarlanabilen kahve akış başlığı


• Fincan ısıtıcısı


• Çıkartılabilen damlama kabı


• "Otomatik durulama" fonksiyonu


• Çıkartılabilen demleme unitesi


• “Single portion cleaning” - her demlemeden sonra otomatik durulama fonksiyonu


• calc'n clean - tek adımla otomatik temizleme ve kireç çözme programı


• Kireçlenmeye karşı opsiyonel kireç filtresi


• Enerji tasarrufu sağlayan otomatik kapanma özelliği


• Enerji tasarrufu sağlayan eco-modu


• Renk: Gri-Kahverengi


• Aksesuarlar: Ölçü kaşığı, su sertlik derecesini ölçen test şeridi, temizleme tabletleri, kireç çözme tabletleri






Fiyatı : 1.707,20 TL


BOSH

21 Ocak 2010 Perşembe

Sanal Alem Saçmalıkları







İnternet kullanımında dünyada 13. sıradaymışız.


Sürekli müşterisi olduğum ayakkabı firmasının sahibi zengin x bey firması için aldığı muhasebe programını kullanamazken,msn ve facebook,myspace,gayet.net..vs gibi çok da gerekli olmayan bütün internet sitelerine üye ve ne nerede çok iyi biliyor.


Facebook'a ilkokul arkadaşını bulanlar çok.Peki eskileri bulmak ne işe yarar?Zaten çok iyi dost olduğumuz insanları kaybetmeyiz kolay kolay..-istisnalar kaideti bozmazsa tabi-


İnsanlar Sanal aleme dalınca,bu sahte dünyada hergün farklı kişiliklere bürünmekte mümkün oluyor.Her çeşit ismi kullanabilirsiniz.Hergün farklı bir resim profilinize koyarak değişebilirsiniz.


Zaten Facebookda arkadaş edinmek için bahane hazır." sizi bir arkadaşıma benzettim,nerelisiniz?" sohbet böyle başlar.Akıllı adam bu durumu yemez veya oda sohbet etmek istediği için, yemiş gibi davranır.Genelde sohbeti başlatan erkek ise,kadının profilinde güzel fotoğrafları varsa kız ile sohbeti ilerletmeye çalışır.O fotoğraflardaki acaba gerçek mi diye de hiç düşünmez.Erkekler aptal mı?Bilinmez."Aptalsınız" desek alınırlar ve bizi kandıran "kadına ne demeli" derler.Tabii O da doğru ya.(kandıran bayan mı acaba?:))

Mimar erkek bir arkadaşım ile bu konuyu konuşurken,kendi deyimi ile  "facebookta ava giderken,avlandığını "anlattı.

Kendisi bahsettiğim şekilde facebookta bir profilinde bir manken'in resmini kullanan bir hatuna " sizi bir yerden tanıyorum " diye bir yazı yazmış,hatun kişisinin aradığı ayağına gelmiş olacak ki o da " evet,ben de sizi bir yerden tanıyorum" gibi bir cümle ile başlangıç yapmış.Pek akıllı bu arkadaşımız ,1 ay boyunca internet üzerinden yüzünü hiç görmediği bayan olarak bildiği bu kişi ile konuşmuş.1 ayın sonunda buluşmaya karar vermişler.Buluşma günü biraraya geleceklerini hayal eden erkek,nasıl bir süpriz ile karşılaşacağından habersiz tabi :p


Buluştukları gün erkek,gelecek hatunun güzelliğini hayal ederken,birden karşısında cinsiyet değiştirerek kadın olmuş bir erkek görünce; sorgusuz sualsiz olay mahallinden kaçmış.Sonuç;facebook hesabını kapatmış,ona iyi bir ders olmuş gibi..


Siz siz olun sanal alem sanalikaları oyunlarına kaptırmayın kendinizi,mazallah başınıza daha farklı dertler gelebilir...

Show Tv Ezel'i Atv ye Kaptırdı




Show tvde yayınlanan ve akıllara ziyan senaryosu ile renting rekorları kıran AY YAPIM'ın bir eseri olan EZEL dizisi,25 ocak 2010 itibari ile Atvde yayınlanmaya başlayacak.
Öyle ki Atv'nin http://www.atv.com.tr/multimedya/video/videoizle/B41CD2F9-965F-45CA-BC4B-4AA16F0C8DD8 link adresinden Ezel'in 16.bölüm fragmanını izleyebilirsiniz.

Film oldukça inanılmaz atraksiyonlu sahnelere sahip,heyecan doruk noktada..Ne zaman ne olacağı belirsiz.

Monte Kristo kontu kitabını okuyanlar bilir,Ezel'in senaryosuyla çok benzer yönleri var,filmi izlerken senaryonun Monte Kristo Kontundan -çalıntı demek istemiyorum-esinlenerek yazıldığını hissedebiliyorsunuz.Ezel'in Profesyonel oyuncu kadrosu sayesinde,dizi de mantık dışı olan konulara rağmen filmi "gerçekte yaşanmış bir hikaye "tadında izleyebiliyorsunuz..

Dikkat!Bebek Mamalarında GDO Tehlikesi


Türkiye, GDO'lu bebek mamalarının ülkeye girişi için, 40 günlük açık kapı bıraktı. 1 Mart'a kadarki ithalatta, GDO'lu bebek mamaları, devam mamaları, bebek ve küçük çocuk ek besinleriyle ilgili herhangi bir yasaklama uygulanmayacak.



Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın, 26 Ekim 2009 öncesinde kontrol belgesi alınan ürünlerle ilgili yaptığı bu düzenlemede AB kriterlerine uygunluk yeterli olacak. İthalatta 1 Mart'a kadar uygulanmaması öngörülen yönetmeliğin 5. maddesinde şu hükümler yer alıyor: 'GDO'lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili ve ihracatı yasaktır. GDO'lu gıda ve yemlerin transit geçişine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Gümrük idarelerince, yönetmelik kapsamındaki ürünlerde ek bir belge aranmaz.'




Dün bütün haber bültenlerinle konu ilgili birçok haber yapıldı.Bugün bütün "anne" arkadaşlarımın cep telefonlarına,üye oldukları bebek mamaları satışı yapan markalardan mesaj geldi.Hepsinin mesajı konu olarak aynı,şöyle yazıyor;"ÜRÜNLERİMİZİN HİÇBİRİNDE GDO KATKISI YOKTUR."

Bütün markalar aynı mesajı gönderiyorsa,Bu GDO nerede?"Kime inanacağız?İnanmalıyız?"diye düşünmeyi bırakıp bebeklerimize hazır mama yedirmeyi durduralım desek,ee zaten normal gıdalarda da gdo var diyorlar,o gıdalar ile beslenen anneler dolayısıyla bebeklerine de GDO lu ürünleri yedirmiş olacaklar.

Son yıllarda gıdaların zaten hormonlar ile beslendiği oldukça belli bir hale geldi.Herşeyde katkı maddesi var,Kanser hastalıklarının da ülkemizde artış göstermesini buna bağlıyorum.Sizce?

İçinden Geldiği Gibi Yaz


Öğrencilerime içlerinden geldiği gibi mektup yazacaklarını ve sınıfta onları okuyacağımızı söylüyorum.

Sevgili öğrencim, "Ben okumam." diyor. "Oğlum, hepiniz okuyacaksınız." diyorum. "Ben küfürlü mektup yazacağım!" diyor. "Neden küfür ediyorsun oğlum?" dediğimde, "Çünkü anneme yazacağım!" demesiyle, annesinin onu bebekken bırakıp başka bir adama kaçtığı aklıma geliyor ve ağlamamak için zor tutuyorum kendimi...

(itiraf.com dan ALINTI BİR YAZIDIR)

20 Ocak 2010 Çarşamba

Eğitimde Dayak



Eskiden öğretmenler öğrencileri çok döverdi.Öğrencilik hayatımda,Bizzat şahid olmuşluğum var.Bununla ilgili başıma gelen bir olayda şöyle;

Orta 2.sınıfta 60 kişilik bir devlet okulunda okuyorum,ders;Türkçe,bayan bir öğretmen vardı.Öğretmen hanım sınıfa girip yoklama kağıdını imzaladıktan sonra eline türkçe kitabı alarak,sınıf listesinden isim seçip,bir parçayı okutmaya başladı.Ara ara farklı isimler söyleyerek" x sen devam arkadaşının kaldığı yerden" diyordu.Elinde de tahta bir cetvel "sen okumaya devam et " dediğinde devam edemeyen olursa yanına çağırıp cetvelle avuçlarına vuruyordu.Bana bu durum -yaşıma rağmen-pek bir komik geldi."Nihahaha" dedirtecek cinsten hani..

Bunu düşünürken birden şanslı kişi ben oluverdim;
"tuana devam et"
"aha! şimdi ben sabahtan beri takip ettiğim halde bir an daldım ve paragraf neredeydi,en son neresi okundu takip edemedim."

Böyle olunca "buraya gel" dedi bana.Kendimi nazi kampında falan hissettim.Olurda bir an okumayı takip etmeseniz elinize cetvel yiyordunuz.Valla kalktım gittim,saygıdeğer hoca hanımın yanına.Şeker verecek gibi "buraya gel" diyordu.Yanına vardım.Vardım diyorum çünkü sınıf 60 kişilik ya bir de en arka sırada oturuyorum,öğretmen masasına ulaşmak zor..

"Elini aç" dedi cetveli uzatarak,
elimi uzatmadım "neden "dedim.
"Takip etmedin aç elini sana dedim"diye bağırdı
"takip ediyorum bir an daldım sadece "dedim
bayan öğretmen bir çığrındı "aç dedim sana" diye.

 Haketmediğim bir dayağı neden yiyeyim?Ki zaten dayak hak edilir mi?Haksızmıydım?Hayır.Uzatmadım elimi ama saygısız birşeyde yapmadım.

"Çık dışarı" dedi.Çıkmadım,niye çıkayım ki?gittim yerime oturdum.Tenefüstede müdüre giderek durumu anlattım.Sınıf öğretmenimize de dilekçe ile anlattım.

Bir daha ki türkçe dersinde yeni bir öğretmen geldi,Bayan öğretmen haksız olduğu için dersimizden alınmıştı.Gelen öğretmenimiz,-adını hala hatırlıyorum-;"Bülent Oktar" harika bir insandı.Emekli olmasına rağmen gönüllü olarak çalışan mükemmel bir insandı.Kendime hep onu örnek olarak aldım.Şimdi nerelerde bilmiyorum.En son mersindeydi ama kendisini hep saygıyla hatırlıyorum..

Ben de öğretmenim,zaman zaman eğitimcilerin dayak ile birşeyleri halletmeye çalışmalarına şahit oluyorum.Bana bu hareketi yapan kişilerin psikolojik sorunları var gibi geliyor,Sizce?Bir uzmana sormak lazım tabi.Ben öğrencilerimde görüyorum;Bir suç işlediğinde şiddet görüyor,Başka bir suç ilediğinde de yine ondan dolayı dayak yiyeceğini biliyor,nedir cezası?;2 tokat,olmadı cetvelle eline vur,eee sonuç ne ?;öğrenciye göre ;sonuç eğitici,öğretici değil DAYAĞIMI ÖĞRETMEk İÇİN EĞİTİMCİ OLUNUYOR?

Hrant Dink'i Anarken...



Gazeteci Hrant Dink, üç yıl önce silahlı saldırıda hayatını kaybettiği, Şişli’deki Agos gazetesi binası önünde törenle anıldı. Kar ve soğuğa rağmen binlerce kişi vardı. Oğlu Arat Dink, “Bu 3 yılın sonunda neredeyiz?” diye sordu ve ekledi: ‘Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum’..

Haklıydı sanki.Öyle ki cinayetin azmettiricisi olarak yargılanan malum şahıslardan biri hapishaneden özel izin ile kamuda memur olmak için "gardiyanlık"kadrosuna başvuru yapmaya gitmişti.Vay benim ülkemin haline mi demeli şimdi?

Tıpkı "Abdi İpekçi"nin katili olmasına rağmen hapishane çıkışı medya ordusu tarafından bir lidermiş gibi karşılanan "Mehmet Ali Ağca" nın durumu kadar kafa karıştırıcı bir durum.Bir insanın hayatını elinden almış bir katil..Bundan sonraki hayatını ne kadar huzurlu yaşayabilir?Bir haber spikeri katil "Mehmet Ali Ağca"ya "sayın" diye hitap etti,gözümden kaçmadı,"tüh" dedim,Valla utandım."İnsan hayatına son veren bir katile nasıl "sayın" dedi?"Benim bildiğim "sayın"kelimesi saygıdan geliyor.Saygıdan nasibini almamış birine sayın demekte neyin nesi ki???

Arat Dink "Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum " dedi.Aslında bu ülkede adalet var ama sanki şahıslar adaleti kendi çıkarlarına göre yönetiyorlar.Yanılıyormuyum?

Dünkü anma da Hrant Dink'in yakın arkadaşlarından Ahmet Kayanın eşi Gülten kaya'da vardı.Hani şu;"kürtçe şarkı söyleyerek bir kaset çıkaracağım dediği için linç edilen,ülkesinden sürülen adamın karısı".Aklıma takıldı,o gün linç girişiminde bulunan adamlar bugün kürtçe şarkılar söylemeye başladı.

Bugün bir devlet kanalı sadece kürtçe yayın yapmaya başladı trt şeşmidir nedir?Öyle ki Ajda Pekkan bile kürtçe şarkı söyledi.Bana öyle geliyor ki insanlar kendi çıkarlarına göre toplumu yönlendiriyorlar ve kışkırtmaya çalışıyorlar.Yahu elin adamları bilimle uğraşırken biz birbirimize düşmüşüz.Yok bunun ırkı farklı bu kürtmüş bu yabancıymış...Ömür bunlarla geçer mi?Hala ayrımcılıkla vakit geçiriyorsak gelecek nesile ancak fikir savaşlarını miras olarak bırakabiliriz!Zaten öyle değil mi?;1980 lerde konuşulan konuları hala tartışıyoruz.Konu ne ?Bırakalım bunları..Başka sorunumuz mu yok?

İşsizlik had safhada.Çoğu Firma sahipleri işçilerin hakkı ile zengin oluyor.Bir çalışmayan pişman bir de çalışan..Ekonomik kriz var diye işçi çıkaran adamların; yazlık,kışlık,sonbaharlık,ilkbaharlık diye ayrılan evleri var,sorsan ekonomik kriz beni vurdu der ama evinde en alasından yemekler pişer,kapısında 5 - 6 arabası var,elinde malboro sigara.Her akşam çöpe attıkları yemekleri toplasan 1 milyon insan doyar onunla..

yok yok karnı aç olandan değil gözü aç olandan korkmalı..

Ve Hediyeyi Kazanan Şanslı


Şurada bahsettiğim hediyeli etkinlik için dün son katılım günüydü.Bugün Random amcanın :P (random.org) yardımı ile çekiliş yapıldı ve kazanan belirlendi.Katılım yapan herkese teşekkür ederim.Bu sayede güzel bloglar keşfettim ve memnun oldum.

Unutmadan şunu da belirtmek istiyorum;katılım şartlarında bloglarda klasik bir mevzu haline gelen "izleyici olmak"şartı da belirtilmişti,ama katılım yapanların hepsi izleyici olmadığı için bunu dikkate almadım,sırf hediye için insanlara izleyicim olmalısınız demek yanlış olur gibi.Zaten amaç izleyici sayısını arttırmak değil,hediyeyi tanımadığım birisine vererek onu mutlu etmekti.

Çekiliş sonucu; MAX FACTOR makyaj seti ve AVON COLOR TREND MASKARA'yı kazanan kişi;
seda serpil gülen.
Kazanan kişiye ulaşılamaması halinde çekilişte yedek  talihli olan ;sürülen ayrılan koyun'a hediyeler verilecektir.

Seda Serpil Gülen adres bilgilerinizi mail adresime iletmenizi rica ediyorum.Size ulaşılamaması halinde;sürüden ayrılan koyun'dan hediye gönderimi için adres bilgilerini mail adresime iletmesini rica ediyorum.

Tebrikler!.. :)

18 Ocak 2010 Pazartesi

Antonio Banderas y Los Lobos - Cancion Del Mariachi.

Yetenek sizsiniz türkiye programında barış ekmen'in söylediği ispanyolca şarkının adı : Antonio Banderas y Los Lobos - Cancion Del Mariachi.




Soy un hombre muy honrado,



Que me gusta lo mejor


Las mujeres no me faltan,


Ni el dinero, ni el amor




Jineteando en mi caballo


Por la sierra yo me voy


Las estrellas y la luna


Ellas me dicen donde voy




Ay, ay, ay, ay


Ay, ay mi amor


Ay mi morena,


De mi corazn




Me gusta tocar guitarra


Me gusta cantar el sol


Mariachi me acompaa


Cuando canto mi cancin








Me gustan tomar mis copas


Aguardiente es lo mejor


Tambien el tequila blanco


Con su sal le da sabor






Ay, ay, ay, ay


Ay, ay mi amor


Ay mi morena,


De mi corazn






Me gusta tocar guitarra


Me gusta cantar el sol


Mariachi me acompaa


Cuando canto mi cancin






Me gustan tomar mis copas


Aguardiente es lo mejor


Tambien el tequila blanco


Con su sal le da sabor






Ay, ay, ay, ay


Ay, ay mi amor


Ay mi morena,


De mi corazn






Ay, ay, ay, ay


Ay, ay mi amor


Ay mi morena,


De mi corazn



16 Ocak 2010 Cumartesi

Karaca Yemek Takımımız



Yılbaşı öncesinden beri tabak arayıışlarındaydım.Anneme hediye olarak evde en çok ihtiyaç duyulan porselen tabak seti almayı düşündüm.Hoş,tabak seti sadece annemin ihtiyaç duyduğu birşey değil..

Zaten annelere seçilen hediyeler genelde hep ortak kullanım amaçlı olurlar değil mi?..

Epey bir tabak markalarını araştırdığımı söyleyebilirim.En uygun fiyat ve kalite olarak karaca'yı gördüm ve ilk defa porselen türü bir mutfak gerecini internet üzerinden Karaca Shop'dan satın aldım.Şimdi diyeceksiniz "bulunduğunuz yerde tabak satan bir yer bulamadın mı?" bulmasına buldum da karacanın e-satış sitesinde satılan fiyatlardan fazla söylediler.Sanırım Züccaciyeciler kar oranlarını koyarak satışı yapıyorlar.

Geçen hafta porselen takımımızı e-karaca sitesinden satın aldım.

Yemek takımlarımız,3 iş günü içerisinde kargo ile adresimize teslim edildi.Porselenlerde hiçbir kırılma,çizilme gibi bir durum yok,oldukça özenle paketlenmişti.Kırılmadan gelmiş olduğu için karaca ve sürat kargoyu tebrik etmek lazım.

Yemek Takımlarımızın resimlerine gelince onları da eklemek gerek;








Gördüğünüz gibi rengi sade olmasına rağmen oldukça hoş ve gösterişli.Tabakların kare olmasına özellikle özen gösterdim.Çünkü kare tabaklar daha dekoratif ve yemeğin görüntüsünü daha iştah açıcı bir hale getiriyor.Bir de her evde yuvarlak tabak modası sürüp giderken bir değişiklik olmasını istedim.İyi mi ettim ?:)


14 Ocak 2010 Perşembe

Ramiz Dayı;En Güzel Günlerimin 3 Mel'un adamı Var






En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!..
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..


NAZIM HİKMET

Mehmet Ali Birand'ın Turuncu Saati


Haber kanalları arası gezinir iken ,eminim çoğu kişi anchorman tercihi yapma konusunda; Mehmet Ali Birand,Ali Kırca ve Uğur Dündar arasında kalarak bir tercih  yapıyordur.Ben genel olarak Mehmet Ali Birand'ı tercih etmekle beraber,haber saatlerinde yine de elimde kumanda ile diğer kanalları da dolaşmaktayım.

Kemal Gülen'in de anchormanlığını beğeniyorum.Ancak bence Samanyolu Tv,Zaman gazetesinde gösterdiği çeşitliliğini tv kanalında yapmıyor.

Birand'ı izliyormusunuz bilmiyorum..Ara sıra turuncu,duvar saati modunda bir saat takıyor,Bu saatin kerameti nedir öğrenmek istiyorum doğrusu!Neden derseniz;bir kere şu saati taktığında izleyin,sanki saati izleyicilere göstermek için elinden gelen bütün hareketleri yapıyor gibi görünüyor gözüme..Haberi falan unutaraktan saate dalıyorum.

Baktım da herkes aynı sorundan muzdaripmiş meğer..Skeçlere bile konu olmuş Birand'ın saati..

Koca kafalarda izledim Birand'ın turuncu saatini konu yapmışlar,tam da benim düşüncelerime elçi olmuşlar dedim.Tatlı bir dille eleştiriliyor aslında Birand’ın sağ koluna taktığı dikkat dağıtan saati…

Sözlüklere baktım Uludağ sözlükte Mehmet Ali Birand'ın Turuncu saati hakkında yazılanlar oldukça komik,Hiç oynama yapmadan ekliyorum;

duvar saatinden çıkma ekipmana kordon bağlayarak, oluşturulan saattir. kolda bir zenci ambiansı yaratmasının yanında taşıyıcısı beyefendinin özellikle gösterir gibi yapması insanı içlendirir.



kravatıyla uyumlu saatidir.
nerden buluyor bu kadar çeşit saat ve kravatı, pes.


günde 2 kere doğruyu gösterir.


turuncu olduğu gözlenmiş ve yakıştırılmamıştır.


benim saatimin taklididir. geçen gördü "aaa ne güzel saatmiş, nerden aldın?" dedi. bende "eminönünden aldım. altgeçitten. 5 liraya satıyolar." dedim. sonra önemsememiş gibi yaptı. gitmiş almış hemen özenti. ulan o saat gençlere yakışıyor bi kere.


görmemiş gibi iki dakikada bir elini sallayıp kameramanın gözüne soktuğu saat.


kanal d haber öncesi koca kafalarada konu olmuş,cırt turuncu rengı kordonlu,insanın gözüne gözüne girerek,hıpnotize etme özelliği olduğu düşünülen! bırand'a ait kol saati.


ne kadar yakışıksızdır. takım elbisesinin altında komik durmaktadır. para toplayıp şu herife adam akıllı bir saat alalım ya da takmasın artık saat çağrıda bulunalım...



bugünkü turuncu saati dikkatimi aşırı dağıtmıştır üstüyle bir uyumunuda göremedim.



çakma rolex, ama birebir.

geçen turuncuydu,sonra bir baktım lacivert olmuş. göze eziyet,fakat mehmet ali birand'ın sempatikliğini gösteren saattir.


yolda ellerinde çantalarıyla yürüyen zenci abilerden alınmadığı kesindir. koskoca uludağ sözlükte muhabbeti döndüğüne göre ... bir şeydir. yoksa bizim mahalledeki saatçiden alınacak değildi ya.



13 Ocak 2010 Çarşamba

Hediye Veriyorum

Bugün güne farklılık katmak ve bir kişiyi de sevindirmek amacı ile hediyeli bir etkinlik yapmak istedim.Makyaj Malzemeleri ile son günlerde fazla haşır neşir olduğum için hediyeler tabii ki makyaj malzemelerinden oluşuyor.Peki bunlar neymiş?;



MAX FACTOR,60 parça makyaj seti
42 renk simli far,3 farklı tonda pudra,4 farklı renkte allık,6 farklı renkte ruj,2 adet çift taraflı aplikatör,2 adet fırçalı aplikatör,1 adet sünger ve ayna mevcuttur.Resimde belli değil ama simli renkleri cıvıl cıvıl ben kullanıyorum,oldukça da hoş rekler..

ve AVON COLOR TREND MASKARA

Hediyeli etkinliğe katılmak için yapmanız gereken (klasik)mevzulara gelince; :)

1-İzleyicim olmak,
2-Hediyeli etkinlikten bloğunuzda bahsetmek ve bahsettiğiniz link adresini bu yazının altına yorum olarak bildirmek.(blog sahipleri +1 çekiliş hakkı kazanacaktır.)
3-Blog sahibi değil iseniz;hediyeleri istediğinizi belirterek mail adresinizide yorumunuzda belirtmek.

SON KATILIM:19 OCAK 2010

HEDİYE ÇEKİLİŞİ RANDOM.ORG ARACILIĞI İLE YAPILACAKTIR.

Katılım şartları bu kadarcık,herkese bol şanslar ve sevgiler...

Büyük Oyuncuyu Kaybettik!



Onu Süper Baba dizisinin dedesi olarak tanıdık ama sinemanın ve tiyatronun büyük oyuncusuydu. Hayata gözlerini yumdu.

Tiyatro ve sinema sanatçımız İhsan Devrim'i kaybettik...



Tiyatro ve sinema sanatçısı, aynı zamanda yazar olan İhsan Devrim, Süper Baba dizisinde Şevket Altuğ'un dedesini oynadığı rolle akıllarımızdaydı.


Darüşşafaka'dan 1937 yılında mezun olan Devrim, okul yıllarında ilgi duyup sanat hayatının merkezi yaptığı tiyatroda, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun yaşayan en yaşlı sanatçısı idi.


Sanatçının ayrıca basılmış üç kitabı var: "Evimiz", "Hatıralar" ve "Yemen Türküsü".


Çeşitli film ve dizilerde rol alan İhsan Devrim, Tiyatro alanında üç kez ödül kazanmış. Şair Salâh Birsel ve Burhan Arpad'la birlikte 1940'lı yıllarda ABC kitabevini kurmuşlardı.


6 Ocak 2010 tarihinde tedavi görmekte olduğu Darüşşafaka Özel Bakım Ünitesinde vefat etti.

12 Ocak 2010 Salı

SEN...En güzel günlerimin üç mel'un adamı var



En güzel günlerimin



üç mel'un adamı var:


Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye


en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını


yer yer tırnaklarımla kazıdım


hatıralarımın camını..


En güzel günlerimin


üç mel'un adamı var:


Biri sensin,


biri o,


biri ötekisi..


Düşmanımdır ikisi..


Sana gelince...


Yazıyorsun..


Okuyorum..


Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,


insanın


bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..


Ne yazık!..


Ne kadar


beraber geçmiş günlerimiz var;


senin


ve benim


en güzel günlerimiz..


Kalbimin kanıyla götüreceğim


ebediyete


ben o günleri..


Sana gelince, sen o günleri -


kendi oğluyla yatan,


kızlarının körpe etini satan


bir ana gibi satıyorsun!.


Satıyorsun:


günde on kaat,


bir çift rugan pabuç,


sıcak bir döşek


ve üç yüz papellik rahat


için...


En güzel günlerimin


üç mel'un adamı var:


Biri sensin,


Biri o,


biri ötekisi...


Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...


Sana gelince...


Ne ben Sezarım,


Ne de sen Brütüssün...


Ne ben sana kızarım


ne de zatın zahmet edip bana küssün..


Artık seninle biz,


düşman bile değiliz..






NAZIM HİKMET

 

Copyright 2008 Neşe Tuana. Her hakkı kitaplığımda saklıdır. :)

Seri ilanlar-Bearshare indir-internet download manager indir-ultrasurf indir-program indir-ilan ver-msn indir