23 Ekim 2010 Cumartesi

Cüneyt Özdemir Sıkmabaşınla Sana Bu Kamusal Alanlarda Yer Yok Anne!



Cüneyt Özdemir'in Radikal Gazetesinde paylaştığı 'Sıkmabaşınla Sana Bu Kamusal Alanlarda Yer Yok Anne!' adlı makalesi çok hoşuma gitti. Cüneyt Özdemir,  medyanın tarafsız ve dobro seslerinden bir tanesi.. Yaptıklarını özenle takip ediyorum, kimi zaman beğeniyor kimi zaman eleştiriyorum.

Bu arada yazısının sonunda İnci Sözlüğe atıfta bulunmuş. Diğer sözlüklere olduğu gibi İnci sözlüğe de uzun zamandır üyeliğim var ama konularda çok fazla küfürlü kelimeler olduğu için yorum yapmadan takip etmeyi tercih ediyorum. Yine de gerçekten çok komik bir oluşum!

Sıkmabaşınla Sana Bu Kamusal Alanlarda Yer Yok Anne!

Senin başının örtülü olmasından bu devlet korkuyor anne. Kapılar sana ve senin gibi başını örten kadınlara kapalı. Senin yüzünden okullarda çocukların başlarını kapatacaklarından korkuyorlar. Senin yüzünden başı açık kızların üniversiteye gidemeyeceğini düşünüyorlar. Senin ve senin gibi başı kapalı kadınlar yüzünden bu ülkenin bir ‘İslam Cumhuriyeti’ olacağını söylüyorlar.



Babamdan değil başın kapalı olduğu için senden korkuyorlar anne!


Sen ki iki ablama tek bir gün “Başını ört” dememişsin. Sen ki 3 tane Atatürkçü aydın çocuk yetiştirmişsin, nafile…


Sen başını senden korkanların sevdiği gibi onların sözleriyle ‘Anadolu usulü’ kapatıyorsun ama onlara bu da yetmiyor. Senin başörtünden biraz daha farklı başlarını bağladıkları için Cumhurbaşkanı’nın eşine küfür niyetine ‘sıkmabaş’ diyorlar. Başbakan’ın eşinin başı örtülü diye Canan Arıtman adında bir milletvekili “Araplar gibi giyinme” diye mektup yazabiliyor.


Ah benim öz be öz Ahıska Türkü annem bu kafatasçılar senin ve senin gibi başı örtülü kadınların Arap olduğunu zannediyorlar.


Anneciğim tek şansın üniversite çağını geçmiş olman. Bir de üniversite çağında olsaydın tarihin yüzkarası ‘utanç odaları’na alacaklardı seni. İkna olmazsan türlü şaklabanlıklar yapmaya zorlayacaklardı.


Boneyle, perukla, şapkayla girebilecektin bu ülkenin üniversitesine.
Bitirdikten sonra ise yallah evine…


Emekli asker babamın komutanları başı örtülü bir kadın ile yan yana gelmeyi kendilerine hakaret sayıyorlar.


Sana bu kamusal alanlarda yer yok, ağlama anne üzme beni…


Sana bunları anlattığımda savaşı kaybetmiş yenik bir komutanın titreyen sesiyle “Canları sağolsun” diyorsun ya..


Benim bu hoyrat adamlar karşısında canım hiç sağ olmuyor anne.
Başının örtüsü yüzünden biz çocuklarının yanlış anlaşılacağını düşündün durdun bunca yıl. Gizli gizli utandın…
Hiç utanma anne.
Senden korkanlar, utananlar utansın.
Devlet ana seni ve senin gibileri başınız kapalı diye sevmese de ben severim.
Sen benim anamsın.
Hatırlarsanız Gülben Ergen referandum öncesi “Endişelerim var” demiş, Abdullah Gül’ün oğlu da “Endişelerinizi açıklar mısınız” demişti. Daha Gülben endişeleri açıklayamadan yıllardır çağrıldığı resepsiyona bu yıl davet edilmemiş. Bak sen şu Ahmet Sever’in işine! Gülben’e en azından bir dahaki yıl resepsiyona çağrılması için yapması gerekenleri yazıyorum.

Bir dahaki referandumda oyunu ‘evet’ olarak ilan ediyorsun.
Başbakan veya Cumhurbaşkanı iftar verince kaçırmıyorsun.
First lady’lerin bağış organizasyonlarına katılmak şart. Artık bahtına First lady’e eşlik edeceğin dış seyahat piyangosu Pakistan’a da çıkabilir, Brüksel’e de…
AKP il örgütleri konsere çağırınca koşulsuz gidiyorsun.
Türkân Saylan’a özenip okul açmak mı? Delirdin sen herhalde kuzum! Doğru Nadire İçkale ile umreye (bir kez yetmez ama unutma).
 
Her Türk Bir gün telefon dinlemesini tadacaktır.
 
Dün resmi olarak ben de tattım. Beşiktaş Adliyesi’ne çağrıldım. Hanefi Avcı’dan çıktığı iddia edilen dinleme kayıtlarım dinletildi. “Şikâyetçi misin” diye sordu savcı. “Şikâyetçiyim” dedim. Ama Hanefi Avcı’dan şikâyetçi değilim. Bırakın Türkiye’yi dünyada beni dinlemeyecek bir adam varsa o da Hanefi Avcı’dır. Ben dinlenildiğim için ne kadar mağdursam, “O kasetler benim değil, benim üzerime atıyorlar” diyen Hanefi Avcı da o kadar mağdurdur. Yine de bu benim dinlenildiğim gerçeğini değiştirmiyor. Beni her kim izinsiz dinlediyse asıl o bulunsun. Bu gizli dinlemeleri yıllardır kim sakladıysa o cezalandırılsın. Ama yetmez asıl önemlisi bu kasetleri önümüzdeki günlerde basına sızarsa -ki bir kısmı şimdiden sızmaya başladı- o kasetleri sızdıran da yayımlayan da yargılansın. Bir tek kendi adıma değil tüm mağdurlar adına bunun takipçisi olacağım.











Geçen gün ‘beyler’ diye başlayan yazıma, bazı bayanlar “Bu ne biçim üslup” diye isyan etmişler. Haklılar,


özür dilerim.


Bu ‘beyler’ lafı ara sıra baktığım ‘inci sözlük’ten dilime dolandı. Biliyorum çok küfürbazlar, haklısınız akılları fikirleri sekste, anketlere saldırıları tam bir hergelelik, hatta aralarında liseliler bile var (!) ama lanet olsun çok fırlama ve çok komikler...
 

Cünayt Özdemir Sıkmabaşınla Sana Bu Kamusal Alanlarda Yer Yok Anne!

2 yorum:

beşparasız dedi ki...

Bende dün okudum bu yazıyı.Gerçekten Türkiyedeki birçok kişiye tercüme olacak bir yazı.İşin en ilginci başörtüsüne karşı çıknlarında ailelerinde yaşanan bir konu.Herkesin ailesinde ,çevresinde mutlaka türbanlı bir kişi vardır.Ama bencilliklerini birtürlü bırakamıyor insanlar.Türkiyeyi tekellerinde görüyorlardı o yüzden bukadar tantana çıkıyor.

Hobibox dedi ki...

Gercekten güzel bir yazı, bir çok insana tercuman olmuş, bende takip ederim kendisini, ama şu var, mesela ailemde üç kişi baş örtüsü takıyor, eme biz hiç onlardan korkmuyoruz, kimse daha doğrusu aklı başında salim hiç kimse başını örten analardan korkmaz, bu "anaların başındaki örtüyü" siyaset yapıp, meclis,parlemonta demokrasi özgürlük adı altında, kendi rejimlerini genel bir idari yönetim olarak yapan, yapmaya çalışanlardan korkuluyor. o "anaların baş örtüsüsnün" üzerine çıkıp, oradan siyasi idol ve hırsalına basamak yapanlardan korkuluyor, bu tahmindelerden olasılıktan görünenlerden öte bir şey, meydanlarda toplantılarda bangır bangır kendi ağızlarından itiraf babında dökülürse,ibadetini gercekten inancı için, kul için değil Allah için yapanlar arasında bu panik bu ayrışma ve korkular meşrulaşır, yani istediğin kadar "gömlek değiştirdik" muhabetti yapılsın, "gömleğin içinde ki değişmedikten sonra"