24 Haziran 2010 Perşembe

Vatan Sağ, Çocuklar Şehit




Slogan atan öfkeli kalabalık, her yere türk bayrağı asılması, tv kanallarında duygusal müzikler eşliğinde sıkıştırılmış, şehitlere ait mutlu aile resimleri..

Bugün hatırlanan birkaç gün sonra unutulan, başka bedenlerin ölmesi ile yeniden hatırlanan, yeniden unutulan...

"Kaybettik biz de...

Aslında biliyorduk, hissediyor insan.Kapınıza gelen her askeri kıyafetliyi gördüğünüzde, eliniz kalbinizde bekliyorsunuz.

Birgün gelen asker,  verdi beklenen haberi..Yığılıp kaldık..Kimse tek bir ses çıkarmadı.Ağlayamadık hiç.

O gün çok kalabalıktı, devlet büyüklerinden önemli isimler geldi.Cenazeye binlerce insan gelmişti, tanımadığımız..O gün herkes yastaydı, ama biz ölüydük.

Ateş düştüğü yeri yakarmış!

"Vatansağolsun" dediler.Bedeni toprağa gömülürken; " o bu vatanın can' ı değilmiydi, o toprağa girerken vatan sağ mı kaldı " haykırışları vardı beynimde..


Çocuğunu kaybeden bir anne nasıl yaşardı?Vatan, çocuğunu kaybetmişti...

"Nasıl oldu? Acı çekti mi? Son nefesinde ne düşündü? Ne hayali vardı, yaşama dair? " Önemi var mıydı başkaları için?

3 dakikalık haberlere konu oldular, unuttular sonra onları..Hatırlamak bizim nefesimiz oldu, gece gündüz...

Her dem..Her nefes içimizde taşıdık acısını..Hissedemedik kalbimizi..

Çok istediğim boncuk anahtarlığı yapmaya başlamış, bitirememiş, yarım kalmış..

Boynundan çıkarılıp verilen, Künyesinde bir damla kan kalmış, kurumuş..Sırtından vurulmuş.. Düşerken kaya parçasının  üstüne, bir kere daha vurulmuş sırtından.. Sonra kalbinden..Gülümsemiş, bedeni sonsuzluğa giderken..

Eşyalarında kokusu var.Cüzdanında resimler..Resimlerin arkasına güzel elyazısı ile "özledim" yazmış teker teker...

"En çok seni özledim..."

Cüzdanından beyaz bir kağıt düştü yere ; " Ağlama sakın, eğme boynunu " yazıyor, arkasında en sevdiği şarkının sözleri;

"Penceremin perdesini havalandıran rüzgar, bana esmeyi anlat, senin gibi esmeliyim..."

Bir rüzgar esti, canımızı aldı..

Hepsinde kokusu...hatıraları..

Hep aynı kalır mı koku? Hiç geçmedi..


Hepsi ayrı bir acıyı çağırıyor.

Kim anlar ki?Acı kalbimizde, ateş düştüğü yeri yakıyor...

Vatan sağ değil, çocukları ölürken.."


Neşe Tuana

4 yorum:

re55 dedi ki...

Elbette ateşin düştüğü yeri yaktığı kadar herkesi yakmıyor, ama inanın düştüğü yer kadar olmasa da yaktığı yeri yakıyor.

Ne yazabiliyor, ne de çizebiliyorum. Kafam ellerimin arasında çaresiz dalıp dalıp gidiyorum. Artık öyle sıradanlaştı ki, şehit haberleri, sanki trafik kazası. Trafik kazası haberleriyle nasıl birlikte yaşamaya alıştıysak, şehit haberleri ile de birlikte yaşamaya alışacağız.

Bugün acı haber sizin kapınızı çaldıysa, yarın da benim kapımı çalacaktır. Gerçekleri söylemek ve yazmak çok zor. İnsanın eli varmıyor yazmaya, ama malesef gerçekler böyle. Gerçeklerden de kaçamıyorsun. Bu acıları kim dindirecek? Şimdilik bu ödevi yerine getirmenin sorumluluğu her ne kadar iktidarın omuzlarındaysa da, milletçe bu sorunu paylaşıp, herkes üstüne düşeni yapmalı, mahalle kavgasına dönüşmemeli bu konu.

Terör konusunda biraraya gelinmeli ve alınan ortak kararlar doğrultusunda herkes aynı dili konuşmalı.

Terör konusunda; iktidar, muhalefet, basın ve güvenlik ortak dili konuşmalı ve terörün ekmeğine katık olmamaları gerekmektedir.

Bu vatan için toprağa düşmüş tüm aziz şehitlerimize yüce Allah'tan rahmet diler, tüm milletimize baş sağlığı ve sabr-ı cemil dilerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

NOT: Nihayet bloğunuza ulaşabildim.

April dedi ki...

KEsinlikle...
Vatan sağ değil...
Ne için ölüyor bizim gençlerimiz?
Açıklaması yok...

birdutmasali dedi ki...

bundan güzel dile gelemezdi bu olanlar :(
çok gerçek !!

çok acımasızca ve çok manasız bu genç fidanlarımızın koparılması
:((

Neşetuana dedi ki...

re55; Haklısınız.Teşekkür ederim.
Bu arada evet, google yasaklamalarından dolayı bloguma erişemeyenler maalesef oluyormuş..

April; gerçekten öyle..


birdutmasali; bir çözümü olsa keşke..