5 Haziran 2010 Cumartesi

Karate/Karate Tarihi


Uzakdoğu savunma sporlarından biri olan karate ile ilk tanıştığımda 11 yaşındaydım.O yaşımda öğrenmeye başladığım ilk gün, beraber çalıştığımız arkadaşımın kolunu morartmıştım.Karate kursunun ilk günü hala aklımda ;
hoca;
-Yumruk nasıl atılır?, diye sorduğunda,ben, baş parmağımı diğer parmaklarımın arasına sıkıştırarak yumruk atmaya çalışırken hocam ;
- öyle yumruk atarsan o parmağın kırılır demişti.

Yumruk nasıl atılır ilk o gün öğrendim. :)

"Karate, kişinin kendini; bedensel ve zihinsel olarak eğitmesi ilkesi üzerine kurulu, eğitim sistemi sayesinde insanı şiddetten uzaklaştıran, barışçıl duygular beslemesini sağlayan bir disiplindir." derler ama buna çokta inanmayın :P

Benim karate kursuna gitmem çok büyük istek ile başlamadı aslında.Küçükken kavgayı seven birisi değildim ama birileri ile kavga ettiğim zamanda genelde erkekleri döverdim.(Bunu kimse eleştirmesin lütfen :D)Bir defasında topumu çalan karşı komşumuzun oğlunu güzel dille uyarmama rağmen topumu geri vermeyince,  karate kursunda ilk öğrendiklerimi onun üzerinde denemiştim, çocuk benden en az 3 yaş büyüktü ve kapıya şikayete gelmişlerdi.O günden sonra babam beni her ne kadar kurstan almaya karar vermiş olsa da, ben yine ağlaya sızlaya kararını unutturmuştum.Antalyaya taşınana kadar, 5 yıl karate kursuna devam ettim.Buraya geldikten sonra sporu devam ettirecek bir kurs bulamadığım için devam edemedim.Ama öğrendiklerimi sık sık tekrar ediyorum.Ve bu sporu bilmek her zaman çok işime yaradı.Bence özellikle bayanların mutlaka kendilerini koruyabilecek seviyede dövüş sporlarını öğrenmelerinde fayda var.


Karatenin Tarihi

Karate Okinawa adasında doğmuştur. Çin (özellikle Fujian) kaynaklı kempo tekniklerinin Ryukyu adalarının yerli dövüş stilleriyle kaynaştırılması sonucu Okinawa'nın çeşitli yer isimleriyle adlandırılan (Naha-te, Shuri-te, Tomari-te, vb.), ustadan ustaya önemli farklılıklar gösteren ve toplam bir terim olarak "Karate" olarak bilinen savaş sanatları doğmuştur. Karate'nin bu erken dönemine ilişkin en önemli belge Çince yazılmış olan ve 20. yüzyıl başlarına kadar yaygın olarak kullanılan Bubishi adlı kitaptır. Geleneksel Okinawa toplumunda Karate pēchin  adı verilen samuray sınıfı tarafından öğreniliyordu.




Japon Budo'sunun Karate üzerindeki etkisinin 19. yüzyıla kadar sınırlı olduğu söylenebilir. Ancak 20. yüzyıl başında başta Gichin Funakoshi olmak üzere çeşitli Okinawalı ustaların Japonya'ya yerleşmeleri sonucu Karate Budo ile uyumlulaştırılmaya başlanmıştır. Bu aşamadan itibaren, gendai budō adı verilen modern Japon savaş sanatları ile birlikte gelişimini sürdüren Karate, biçim ve anlayış yönünden Jigoro Kano'nun Jujutsu kökenli Judo'yu yaratmasından önemli ölçüde etkilenmiştir. Yine bu dönemde Karate'nin "boş el" anlamına gelen  biçiminde yazımı yaygınlaşmıştır.


İkinci Dünya Savaşı'na kadar Japonya'da dahi çok bilinen bir dövüş tekniği değildi. Daha sonraları ABD'li işgali sırasında popülerliği artmıştır. Fakat Amerikan ordusu işgal sırasında kendine karşı kullanılma riskinden ürktüğü için bu savaş sanatının bir savunma sporuna çevirilmesini istedi. Bu istek o zaman Karate'nin duyulmasında büyük rol oynayan Funakoshi tarafından karşılandı ve Karate'nin ilk spor versiyonu oluşturuldu. Bu sayede öğrenmesi yıllar alan ve oldukça zor olan sanat tüm dünyada popüler hale gelebilmiştir. Daha sonra öğrencileri tarafından stili, Ustanın şiir yazarken kullandığı mahlası olan Shōtō, yer, okul anlamına gelen Kan ve metod, stil anlamına gelen Ryū kelimelerinin birleşimi olan Shōtōkan-ryū  veya kısaca Shotokan  olarak adlandırılmıştır


Neşe Tuana

Hiç yorum yok: