19 Mayıs 2010 Çarşamba

Motivasyon



Seminer salonuna biraz geç girmeme rağmen, önceden ayrılmış olan ön koltuğa oturdum.Adamın kıyafetini incelemeye başladım.Önce internetten araştırıp hakkında bilgi edinmiştim.Arap ülkelerinden birinde doğmuş, yabancı bir üniversite de kişisel gelişim, psikoloji gibi bölümleri okumuş, daha sonra bölümler ile ilgili doktora yapmıştı.

X pantolonu alman malıydı,x marka ceketi amerikan,  x marka kemeri israil malıydı.Kıyafetlerinin markaları da 1 m öteden okunabiliyordu.

Müslümanlıktan, Filistin' e yapılan zulümlerden bahsetti ama seminer için getirdiği cd çantası bile israil malıydı.

"Sosyal alanlarda maddi bir döngü var.Herkes, kendi arasında paslaşarak maddi kazanç elde etmeye çalışıyor.İşin içine bir de "yabacıya gitmesin" mantığı eklenince, memleketiniz olmayan bir şehirde yaşıyorsanız iş imkanları, sosyal yaşam statülerinizde sizi zora sokan, sıkıntı yaratan durumlar olabiliyor.Siz mesela? " dedi.

"Ben buralı değilim.İşin aslı, sosyal statü seviyeleri pek de umrumda değil,kimse kimseden farklı değil gözümde,  ayrıca  bu devirde kimse doğduğu yerde yaşama şansına sahip değil " dedim.

"x mağazasından alışveriş yapıyormusunuz?" dedi.

"Yapmıyorum" dedim.

"Gıda ihtiyaçlarınızı nereden alıyorsunuz? dedi

"Babamın köylüsü yaşlı bir amca var, yıllardır tanıyorum, Onun küçük bakkalından alıyorum" dedim.

"Niçin?" dedi

"Tanıdığımız, memleketlimiz o kazansın diye düşünüyorum," dedim.

"yani yabancıya gitmesin" dedi.

"Saçma " dedim gülerek.Ve;

"Eğer bu dediğiniz gibi olsaydı, ülkemizde bu kadar yabancı şirket olmazdı, siz de x markalı israil çantasını kullanmazdınız heralde " dedim.Sanırım söylediğim işine gelmedi ve araya müzik koydurdu.

Seminer boyunca, anlattıklarına hep muhalefet oldum.

En son üniversite yurdunda temizlikçilik yapan  bir bayanı sahneye çıkarıp " siz neden çok ünlü bir temizlikçi olmayasınız?" dediğinde " buraya milyarlar alarak, seminer vermeye geldiğini" hatırlayıp, güldüm adamın haline.Belki de gülünmesi gereken o değildi..

Uzun süre boş konuşmalar yaptı, kendimi bir pazar günü kadınlar matinesini izlemeye gelmiş gibi hissettim. İnsanları süslü kelimelerle kandırdı, Seminer bittiğinde "kaç kişi buraya zorla geldi?" dedi.500 kişilik salondan tek el kaldıran bendim.

-Neden? dedi.

-Speaking dersinden kaçmak için , dedim.

Salonda, gülüşmeler başladı.

Motivasyondan bahsetti.Seminer bitince, elimdeki not defterime çizdiğim resimle beraber yanına gittim.

Beni görünce;
-Ben de sizi arıyordum, seminer boyu şaka yaptınız herhalde, dedi.
-Yo, ciddiydim.Hatta zaman dar diye buraya gelip kalanları da söylemek istedim dedim
- Size kitap verecektim, nedir? dedi.
-Kitabınıza ihtiyacım yok, dikkat ettim kıyafetleriniz hep yabancı marka ama müslümanlıktan, filistine yapılan zulümlerden bahsettiniz.Kendinizle çelişmiyor musunuz?Size bakınca "ben paramı toplarım, 1-2 saat insanları "motivasyon" adı altında eğlendiririm, kaçarım" diye bağırdığınızı görüyorum, diyerek çıktım seminer salonundan..

Herşey insanın içinde "isterseniz dağları yerinden oynatabilme gücünü içinizde bulabilirsiniz.Motivasyon, Sağlıklı Yaşam koçu gibi mesleklerden insanların birçoğu maddi kazanç elde etmek için çalışıyorlar.Onlar için önemli olan kendi kazançlarıdır...


Yaşamanız için gerekli olan bütün kapıların anahtarı sizin elinizdedir.Yeter ki bulmasını bilin, içinizdeki gücü hissedebilin..

Neşe Tuana

Hiç yorum yok: