1 Nisan 2010 Perşembe

Gerçek Bir Hikaye " Kaderdeki Evlilik " . . .


Annesi öldüğünde, 7 yaşındaydı kezban.Köyde yaşıyorlardı.Ölmeden önce, annesi kezbanı ablasına emanet etmişti.Kezban, annesi öldükten sonra Ablası adile,abisi alim ve babası ile yaşamaya devam ettiler.Abla adile ve abi Alim okudular ve meslek sahibi oldular,tayinleri şehire çıktı.Babaları, 2 çocuğunu okuttuktan sonra evlenmeye karar verdi.Köyden bir kız bulundu ve evlendi..Kezban şehre taşınan ablasının yanına taşındı.Alim de şehirde kardeşlerinin evine  yakın bir camide imamlık yapmaya başladı."Hoca efendi" diye sevilmeye başlandı.İki kardeş din alimleri olunca mahalleli bağırlarına bastı onları.Kezban lise 2.sınıftayken ablası bir gence gönlünü kaptırdı ve evlendi.Adile'nin ailesi namaz kılan, muhafazakar bir aile olmasına rağmen seçtiği eş, aile yapısına çok tersti.Dindar Adile, alkol kullanan cenaze namazı kılmayı bilemeyen Kerem ile evlendi.Kerem, yurt dışı rehberi olduğu için hiç evinde kalamıyor,il il geziyordu.Aralarındaki din ve kültür farklılıklarına rağmen adile evliliğinde oldukça mutluydu.2 tane çocukları oldu,bir kız bir erkek...Kezban da bu süre içerisinde liseyi bitirdi ve ablası gibi başını örttü.4 eşarp, 1 pardisösünden başka bir giyeceği yoktu kezbanın..Ablası bir yandan evinin geçimini eşi ile beraber sağlamaya çalışıyor, diğer yandan da kezban için çeyiz hazırlıyordu.
........
Ablasının kuran kursundan öğrencisi bir bayan olan melisa, 30 lu yaşların başında sosyetik, şahşahlı yaşamını bırakarak kendini dine veren çok güzel bir bayandı.Kezban, bu bayanla arkadaşlığını ilerletti.Ve yedikleri, içtikleri ayrı gitmemeye başladı.Melisa, Kezban'a bir anne gibi davranarak bilmediklerini gösteriyordu.Kezban yemek yapmayı bile melisa'dan öğrenmişti..

Melisanın eşi özel bir bankada çalışan, bulundukları yörede çok saygı gösterilen dindar, herkesin yardımına koşan bir adamdı,adı Yunus'tu.Yunus Bey de, Kezban'ı kızı gibi sevmiş, kezbanın abisi olan alim ile dostluk kurmuştu.Kezbanın imam olan abisi Alim de,Yunus bey'e diğer herkes gibi çok saygı duyardı.

Kezban, melisa ablasında çok şey öğrenmişti,Üniversiteyi okumayınca evlenmek istedi,bu düşüncesini melisa ile paylaşınca, Yunus bey'in yakın akrabası olan  "Ramazan" uygun görüldü.Bu genç matematik öğretmeniydi ve memleketinden annesinin gelin olarak seçtiği bir akraba kızını görmeye, van'dan Adana'ya gelmişti.Akraba kızını gördü ve beğenmedi.Yunus ve Melisa genci kezban ile tanıştırmak istedi.Kezban bakımsızdı ama başörtüsü ile çok farkedilir bir güzelliği vardı.

İslami usule göre ;geniş bir odada, birbirine uzak koltuklara oturtularak kezban ve ramazan tanıştırıldı.Ramazan, kezban'ın güzelliği karşısında aptallaşmıştı.Kezban da Ramazan'ı beğenmişti..

Araya Yunus bey girmiş Aileleri de durumdan haberdar etmişti.Ramazan'ın babası zengin bir işadamıydı,aynı zamanda Van da bulunan büyük bir aşiretin reisiydi.Eğitimsiz bir adamdı ama bütün çocuklarının geleceğini maddi manevi olarak planlamıştı.Ama Ramazan'dan başka hiçbir çocuğu okumamıştı..

Yunus bey durumdan aileleri haberdar edince Van' a kısa zamanda haber yayıldı.Kimse yabancı bir kızın alınması istemedi.Gelin gelecek kız, aşiretten olmalıydı fakat ramazan Adana'ya görmeye gittiği akraba kızını beğenmemişti.Ramazan'ın babası akrabaları yatıştırmıştı,oğlunun istediği biri ile evlenmesini istiyordu ama Annesi yabancı bir kesinlikle kabul etmeyeceğini açıkça söyledi.Ramazan,Kezbanda ısrar etti ve Van'dan ailesi gelerek nişanlarını yaptılar.Nişanda takılan altınlar ve Ramazan'ın ailesinin zenginliği Kezban'ın başını döndürmüştü."-Ne olursa olsun Ramazan ile evlenmeliyim.." dedi.


Nişandan sonra Ramazan, öğretmenlikten aldığı maaşın büyük bir kısmını kezbana vermeye başladı.Kezban, nişanlısının verdiği paralarla hergün yeni bir kıyafet alıyordu.Saçlarını da boyatmıştı.1 taneden başka pardisösü olmayan kezbanın dolabında kıyafetlerini, eşarplarını koyacak yer kalmamıştı..

Melisa, kezbanın çevresindekilerin "sonradan görme " olarak tabir ettikleri bu duruma, çok üzülüyordu.Kezban ,hiç bilmediği "zengin hayatını" birden görünce ne yapacağını bilememişti..

Derken evlendiler..
Ve kezban Van'a gelin gideceği gün, gelin kamyonu ablasının evinin önüne geldi.Ramazan'ın çeyiz için verdiği paraları kıyafetlere, kuaförlere harcayan kezban'ın ablasının yapabildiklerinden başka çeyizi yoktu..
Çeyiz kamyonu "boş" denilecek kadar eşya vardı.Ramazan'ın annesi,kaynanalığını göstererek melisa'ya yönelip:

"-Bize böyle bir gelin mi buldun sen!Lanet olsun!" dedi..Herkesin içinde bağırarak...

Kezban, melisa ve adile ağlamaya başladı.Melisanın görümcesi aynı zamanda Kezbanın da eltisi olacaktı..Artık aralarında çok yakın bir akrabalık bağı kurulmuştu..
........................................................
Devam edecek...

yazan:Neşe tuana
http://www.nesetuana.com/

6 yorum:

NiLaY dedi ki...

merak ediyorum devamını :))

!♥ tuana ♥ ! dedi ki...

teşekkür ederim:)
Yazacağım yine, devam ececek..

halimce günce dedi ki...

en kısa sürede gelir devamı umarım

!♥ tuana ♥ ! dedi ki...

halimce günce;teşekkür ederim.Yazacağım elbette :)

kalüfer böcüğü dedi ki...

ya merak ediyorum, hadi yaz sabahtan beri 10 defa açtım siteni.

!♥ tuana ♥ ! dedi ki...

kaüfer böcüğü;Yazıyorum, tamamlanınca yayınlayacağım canım. :)Teşekkür ederim.