20 Ocak 2010 Çarşamba

Hrant Dink'i Anarken...



Gazeteci Hrant Dink, üç yıl önce silahlı saldırıda hayatını kaybettiği, Şişli’deki Agos gazetesi binası önünde törenle anıldı. Kar ve soğuğa rağmen binlerce kişi vardı. Oğlu Arat Dink, “Bu 3 yılın sonunda neredeyiz?” diye sordu ve ekledi: ‘Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum’..

Haklıydı sanki.Öyle ki cinayetin azmettiricisi olarak yargılanan malum şahıslardan biri hapishaneden özel izin ile kamuda memur olmak için "gardiyanlık"kadrosuna başvuru yapmaya gitmişti.Vay benim ülkemin haline mi demeli şimdi?

Tıpkı "Abdi İpekçi"nin katili olmasına rağmen hapishane çıkışı medya ordusu tarafından bir lidermiş gibi karşılanan "Mehmet Ali Ağca" nın durumu kadar kafa karıştırıcı bir durum.Bir insanın hayatını elinden almış bir katil..Bundan sonraki hayatını ne kadar huzurlu yaşayabilir?Bir haber spikeri katil "Mehmet Ali Ağca"ya "sayın" diye hitap etti,gözümden kaçmadı,"tüh" dedim,Valla utandım."İnsan hayatına son veren bir katile nasıl "sayın" dedi?"Benim bildiğim "sayın"kelimesi saygıdan geliyor.Saygıdan nasibini almamış birine sayın demekte neyin nesi ki???

Arat Dink "Bu ülkenin adaletine güvenmiyorum " dedi.Aslında bu ülkede adalet var ama sanki şahıslar adaleti kendi çıkarlarına göre yönetiyorlar.Yanılıyormuyum?

Dünkü anma da Hrant Dink'in yakın arkadaşlarından Ahmet Kayanın eşi Gülten kaya'da vardı.Hani şu;"kürtçe şarkı söyleyerek bir kaset çıkaracağım dediği için linç edilen,ülkesinden sürülen adamın karısı".Aklıma takıldı,o gün linç girişiminde bulunan adamlar bugün kürtçe şarkılar söylemeye başladı.

Bugün bir devlet kanalı sadece kürtçe yayın yapmaya başladı trt şeşmidir nedir?Öyle ki Ajda Pekkan bile kürtçe şarkı söyledi.Bana öyle geliyor ki insanlar kendi çıkarlarına göre toplumu yönlendiriyorlar ve kışkırtmaya çalışıyorlar.Yahu elin adamları bilimle uğraşırken biz birbirimize düşmüşüz.Yok bunun ırkı farklı bu kürtmüş bu yabancıymış...Ömür bunlarla geçer mi?Hala ayrımcılıkla vakit geçiriyorsak gelecek nesile ancak fikir savaşlarını miras olarak bırakabiliriz!Zaten öyle değil mi?;1980 lerde konuşulan konuları hala tartışıyoruz.Konu ne ?Bırakalım bunları..Başka sorunumuz mu yok?

İşsizlik had safhada.Çoğu Firma sahipleri işçilerin hakkı ile zengin oluyor.Bir çalışmayan pişman bir de çalışan..Ekonomik kriz var diye işçi çıkaran adamların; yazlık,kışlık,sonbaharlık,ilkbaharlık diye ayrılan evleri var,sorsan ekonomik kriz beni vurdu der ama evinde en alasından yemekler pişer,kapısında 5 - 6 arabası var,elinde malboro sigara.Her akşam çöpe attıkları yemekleri toplasan 1 milyon insan doyar onunla..

yok yok karnı aç olandan değil gözü aç olandan korkmalı..

5 yorum:

BLOOM dedi ki...

Canım tamamen yazına katılıyorum yalnız düzeltmek istediğim bir şey var ki yazında Abdullah Çatlı olarak belirttiğin kişi sanırım aslında Mehmet Ali Ağca.Çünkü Abdullah Çatlı yıllar önce öldü.Çok yoğun bir öfkeyle yazdığını tahmin ettiğim için benim için sorun değil ama başka insanlar takılmasın istedim.Sevgiler...

TUANA dedi ki...

BLOOM;dikkat etmemişim,çok güldüm yazıma :),dikkatin için teşekkür ederim.

dusunenbalik dedi ki...

kesinlikle katılıyorum.
konuşmaları tv.den izledim.
evet 3 yıl sonunda ne oldu???
bir katil nasıl memurluğa başvurdu??
bir katil nasıl en iyi otellerde kalıp sayın olarak hitab edildi?
Nasıl??

April dedi ki...

Hrant Dink'i unutmadığınız için ve güzel tespitleriniz için teşekkür ederim...Özlemle anıyorum Hrant Dink'i...

bozbek dedi ki...

Hrant Dink'in ölümü bu ülkenin ayıbıdır.

Ben de İmralıyı ya da arkalarına dokunulmazlık zırhını alarak Türkiye Cumhuriyetin'e Türkiye Cumhuriyeti demeyi bile esrigeyip TC diye telaffuz ederek her türlü hakareti yapanları , af edilenleri, açılımları gördükçe zamannında o idam edilenler diyorum..Niye gittiler? Niye idam edildiler? Haksızlık değil mi onlara?