23 Kasım 2009 Pazartesi

HEDİYE VERİYORUM



SONUNDA BEN DE HEDİYE VERMEYE KARAR VERDİM .BLOG SAHİBİ OLAN OLMAYAN HERKESE AÇIKTIR.BURAYA HEMEN TIK TIK YAPARAK KAMPANYAYA KATILMA ŞARTLARINI ÖĞRENEREK KATILIN.ACELE EDİN :)

SON KATILIM:15 ARALIK 2009

NOT:HEDİYE KAZANDIĞINIZDA,SİZLERE KOLAY ULAŞABİLMEM İÇİN İZLEYİCİM OLMANIZI RİCA EDİYORUM...

Kurban Bayramı İçin Tatlı Tarifleri




Cevizli baklava ve Fıstıklı baklava:


Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


300 gr. öğütülmüş ceviz içi,veya fıstık içi 350 gr.


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin. Bunun tam ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın.


Tepsi boyutunda kesilmiş yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsinin içini hafif yağlayın. Tabanına oklavaya sarılmış yufkaların iki tanesini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde kat kat atın.


Bu yufka katlarının üzerine öğütülmüş ceviz içini veya fıstık içini serpin. Kalan kenar yufkaları da, cevizin veya fıstığın üzerine aynı şekilde kat kat atın.

Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin dışına taşan yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek,çok keskin bir bıçak ile, baklavayı dilimleyin.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 45 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.


Not: Ceviz yerine harç olarak aynı miktarda öğütülmüş antepfıstığı içi kullanırsanız, fıstıklı baklava yapmış olursunuz.






Kaymaklı baklava :


Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


*Kaymak için


500 gr. süt,


100 gr. irmik.


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu.






*Kaymağın hazırlanışı:


Sütü bir tencerede kaynatın. Kaynama başlayınca irmiği sütün içine yavaş yavaş dökerek, çırpma teli ile karıştırın. Kısık ateşte karışım katılaşana kadar karıştırarak kaynatın. Katılaştıktan sonra ocaktan alıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra kaymağın üzerindeki kuruyan tabakayı alın. Alttaki yumuşak kısmı çırpma teli ile karıştırarak biraz cıvıtın.






Yapılışı:


Tezgâha üst üste sereceğiniz yufkaların ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Dışta kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalar ayırın. Tepsi boyutundaki yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsinin içini hafif yağlayın. Tabanına oklavadaki yufkaların ikisini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsiyi kaplayacak şekilde kat kat atın. Üzerine hafif yağ serpin. Yağ donduktan sonra, cıvık kaymağı tepsinin içine koyup bir bıçak ile, her tarafa yayın. Kalan kenar yufkaları, kaymağın üzerine atın.


Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmadan, baklavayı dilimleyin. Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 45 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.








Fıstıklı Kuru baklava :


Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


400 gr. öğütülmüş antepfıstığı içi,


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1400 gr. toz şeker,


600 gr. su.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin. Bunun tam ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın.


Tepsi boyutunda kesilmiş yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsinin içini hafif yağlayın. Tabanına oklavaya sarılmış yufkaların iki tanesini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde kat kat atın.


Bu yufka katlarının üzerine öğütülmüş fıstık içini serpin. Kalan kenar yufkaları da, fıstığın üzerine aynı şekilde kat kat atın.


Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin dışına taşan yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek, keskin bir bıçak ile, baklavayı dilimleyin.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 45 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.





Çikolatalı baklava :




Malzemesi:


Hamuruna kakao da katılarak hazırlanmış yufkalar,


300 gr. öğütülmüş antepfıstığı içi,


500 gr. erimiş tereyağı ( el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu.






Yapılışı


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin. Bunun tam ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın.


Tepsi boyutunda kesilmiş yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsinin içini hafif yağlayın. Tabanına oklavaya sarılmış yufkaların iki tanesini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde kat kat atın.


Bu yufka katlarının üzerine öğütülmüş fıstık veya ceviz içini serpin. Kalan kenar yufkaları da, ceviz veya fıstığın üzerine aynı şekilde kat kat atın.


Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin dışına taşan yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek, keskin bir bıçak ile, baklavayı dilimleyin.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün. Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 45 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.


Dilerseniz, şerbeti verdikten sonra baklavanın üzerine çok hafif çikolata sosu dökebilirsiniz. Fazla olursa baklavayı ağırlaştırır.





Ev baklavası :

Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


500 gr. öğütülmüş ceviz içi,


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1 kg. toz şeker,


1000 gr. su,


Yarım limonun suyu.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin. Bunun tam ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın.


Tepsi boyutunda kesilmiş yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsi içini hafif yağlayın. Tabanına oklavaya sarılmış yufkaların iki tanesini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkalardan, üç kat oluşturacak kadar, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde atın.


Bu yufka katlarının üzerine ceviz içini serpin. Kenar yufkalardan üç kat daha atın. Üzerine yine ceviz içi serpin. Bu işlemi iki kez daha tekrarlayın.


Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek ve her katın arasına ( son üç kat hariç) ceviz içi serperek, tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin dışına taşan yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek, keskin bir bıçak ile, baklavayı dilimleyin.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 40-45 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.






Şöbiyet : (bu şöbiyet deniz olsa ben de içinde balık ohh süper olurdu :) )

Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


400 gr. öğütülmüş antepfıstığı içi,


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta),


Kaymak için


500 gr. süt,


100 gr. irmik.


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu.


Kaymağın hazırlanışı


Sütü bir tencerede kaynatın. Kaynama başlayınca irmiği sütün içine yavaş yavaş dökerek, çırpma teli ile karıştırarak kaynatın. Katılaştıktan sonra ocaktan alıp soğumaya bırakın.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaların 10 tanesini tezgâha üst üste serin. Bunları 7x7 cm’lik kare parçalar şeklinde kesin.


Kesilen parçaların ortasına 1 tatlı kaşığı kaymak, 1 tatlı kaşığı da fıstık içi koyun.


Parçaları, karşılıklı köşelerinden üçgen şeklinde katlayın.


Katladığınız parçaları tepsiye dizin. Her parça, önceki parçanın ucu üstüne gelecek.


Tepsi dolduktan sonra, erimiş yağı, kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek üzerine dökün.


Tepsiyi 210 derecedeki fırına sürün; 20 dakika kadar pişirip çıkarın. Yağını bir kaba süzdükten sonra, tekrar fırına verin; 15 dakika daha pişirin.


Fırından çıkarınca, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.






Sütlü Nuriye :


Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


300 gr. öğütülmüş fındık içi,


500 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta),


500 gr. süt.


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


700 gr. su,


Yarım limonun suyu.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin. Bunun tam ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın.


Tepsi boyutunda kesilmiş yufkaları ince oklavaya tek tek sarın.


Tepsinin içini hafif yağlayın. Tabanına oklavaya sarılmış yufkaların iki tanesini düzgünce serin. Sonra kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde kat kat atın.


Bu yufka katlarının üzerine fındık içini serpin. Kalan kenar yufkaları da, fındığın üzerine aynı şekilde kat kat atın.


Daha sonra oklavaya sarılı diğer yufkaları, tek tek, aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi üst üste döşeyin.


Tepsinin dışına taşan yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların kenarlarını bıçak ile düzeltin. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek, keskin bir bıçak ile dilimleyin.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 200 derecedeki fırına sürün; 30 dakika kadar pişirin. Fırından çıkarınca, yarım kilo sıcak şerbet ile yarım kilo soğuk sütü ayrı bir kapta karıştırıp üzerine dökün. Kalan şerbeti de gezdirerek dökün. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.



Fıstıklı saray sarması

Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


600 gr. öğütülmüş antepfıstığı içi,


400 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1100 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin; tam ortasından enine keserek iki parçaya bölün. İki parça yufka istifini üst üste koyup 30x30 cm.’lik kare şeklinde kesin.


İnce oklavayı yufkaların uç tarafına koyun; dört kat yufkanın ucunu oklavanın üzerinden iki parmak kadar aşırtın. Yufkanın üzerine fıstık serpin; sonra dört kat yufkayı oklavaya rulo gibi sarın. Oklavayı tekrar yufka istifinin ucuna koyup bir kat daha yufka sarın.


Oklavanın iki ucundan hafifçe bastırıp ruloyu sıkıştırın. Sonra yufka rulosunu iki tarafından hafifçe büzüştürüp tezgâh üzerine sıyırarak oklavadan çıkarın. Aynı işlemi, yufkalar bitene kadar tekrarlayın.


Rulo haline getirdiğiniz yufkaları, tezgâh üstünde, bıçak ile, birer santimetre boyunda dilimleyin.


Dilimleri, kesik taraflar yukarı bakacak şekilde tepsiye dizin. Tepsi içine girebilecek başka bir düz tepsi ile hafifçe bastırarak dilimleri yassılaştırın.


Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün.


Tepsiyi 190 derecedeki fırına sürün; 20 dakika kadar pişirip çıkarın. Yağını bir kaba süzdükten sonra, tekrar fırına verin, 20 dakika daha pişirin.


Fırından çıkarınca, yağı tamamen süzüp, soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.




Fıstıklı Sarma:



Malzemesi:


Hazırlanmış olan yufkalar,


1 kg. öğütülmüş antepfıstığı içi,


300 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta).


Şerbet için


1200 gr. toz şeker,


800 gr. su,


Yarım limonun suyu.






Yapılışı:


Hazırlanmış yufkaları tezgâha üst üste serin; tam ortasından enine keserek iki parçaya bölün. İki parça yufka istifini üst üste koyun. Dikdörtgen bir tepsinin uzun kenarını ölçü alıp yufkaların iki yanından fazla kısımları kesip ayırın.


İnce oklavayı bir yufkanın ucuna koyun. Yufkanın üzerine fıstık serpin; sonra yufkayı oklavaya rulo gibi sarın. Tezgâhtan kaldırmadan yufka rulosunu iki ucundan hafifçe büzüştürüp bir daha yuvarlayın. Sonra tepsinin içine enlemesine oklavadan sıyırın. Bu işlemi tepsi dolana kadar tekrarlayın.


Tepsiye dizilen ruloları dilimledikten sonra, erimiş yağdan, kuru yer kalmayacak şekilde serpiştirin.


Tepsiyi, kasap kâğıdı * ile örtüp 150 derecedeki fırına sürün; 20 dakika kadar pişirdikten sonra çıkarıp soğutmadan hazırladığınız şerbeti verin. Şerbeti çekmesini ve soğumasını bekleyin.






* Fıstıklı Sarmanın özelliği, yaprak sarması gibi yeşil görünmesidir. Kasap kağıdı, tatlının fırında kızarmayıp bu özelliğini koruyabilmesi için kullanılmaktadır.

İdrarla İlgili Bilinmeyenler

   Müzelerde sergilenen papirüslerde yer alan bilgilere göre, hamile şüphesi olan bir kadın her gün sabah idrarıyla biri buğday, diğeri arpa dolu iki torbayı sularmış.




  Toprağa olan ilgimi bütün arkadaşlarım bilir.Her gördüğüm meyve çekirdeğinin,Tohumların toprağa karışmasını yeşermesini isterim.Geçen balkonda her türden sebze yetiştiriyordum taşınırken hepsi mahfoldu :(Bu hafta sonu vize molasında


   Hamilelik şüphesi olmayan bir başka kadın da yine ayrı ayrı buğday ve arpa torbalarını idrarıyla sularmış. Hamilelik şüphesi olan kadının idrarla suladığı buğday ve arpa dolu torbalar, diğer kadının suladığı torbalardan daha önce çimlenirse, hamile olduğu anlaşılırmış. İki kadının suladığı buğday ve arpalar aynı anda çimlenirse hamilelik olmadığı ortaya çıkarmış.


   Hamile olan kadınların sabah idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunduğu için, buğday ve arpa torbaları diğer normal idrarlarla sulananlardan çok daha önce yeşerirmiş. Günümüzde meyve ve sebzenin daha erken sürede yetiştirilmesi için hormon kullanılması da aynı yöntemin bir benzeridir.

HEDİYE VAR :)



AHH HAYAT... HÜZÜN VE NEŞE BİRARADA..
   Dün elimde kitaplar ve minik saksı çiçekleriyle,Antalya merkezinde bulunan bir huzur evine ziyarete gittim.Yaşlı diye adlandırılan ama biz gençlerden daha genç ve dinamik olan şeker insanlarla tanıştım.Birçoğunun çocuklarının Anne ve Babalarını Huzurevine bıraktıktan sonra ziyare bile gelmediğini öğrendim.Bir teyzecik ağlayarak anlattı;Oğlu bir üniversitede önemli bir makamda çalışıyormuş ama gelini kendisini istemediği için huzurevine yerleştirilmiş,yine de ağzından hiç kötü bir kelime çıkmadı nineciğin.."İyi ve huzurlu olsunlarda hiç gelmeselerde olur kuzum" dedi.Ama ben içten içe ninenin oğluna kızdım,kızmadım dersem yalan olur.Bir anne kötü bile olsa ona sahip çıkılmalı..En azından haftada 1 kez olsun ziyarete gelmek çok zor olmasa gerek değil mi???Eğer sizinde evinize yakın olan huzurevleri ve çocuk esirgeme yurtları var ise ziyarete gitmenizi önerebilirim.Biraz hüzünleniyorsunuz ama oradaki insanların sevgiye öyle çok ihtiyacı var ki..Ancak giderseniz bunu anlayabilirsiniz..

  Huzurevine Saksı çiçekleri götürdüğümü söylemiştim.Ben koparılan çiçekleri sevmiyorum.Çiçekler her zaman dalında güzeldir.Biliyormusunuz oldum olası önemli günlerde bana koparılmış gül, vs gibi buket çiçek alanlara düşman olmuşumdur.Düşünsenize bir gülü dalından kopardığınızda ne kadar süre vazoda durabilir?En fazla 4 gün..Bırakın dalında dursun güzellikler,koparmayın dalından!

  Saksı çiçeklerimi 3 yakışıklı dedeye hediye ettim. :)
  Adı aklımda kalan kamile neneye de  "reyhan"bitkisini hediye ettim.Tanışmamız sırasında uzun bir süre bana bakakaldı sonra ağlamaya başladı ben de üzüldüm :( Meğersem kızına çok benziyormuşum onun da gözleri maviymiş.Bu benzerliğe üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.Uzun bir süre bana sarıldı ve bırakmadı.Onun da kızı uzak bir şehirdeymiş.Ancak bayramlarda 1 saatliğine ziyaretine gelirmiş.Bu hikayeleri dinleyince sinirleniyor insan gerçekten."BEN KABULLENMİYORUM.İNSAN NASIL CANINDAN BİR PARÇAYI BIRAKABİLİR.ONDAN VAZGEÇEBİLİR?NASIL BİR EVLATTIR Kİ ANNESİNDEN BABASINDAN VAZGEÇEBİLİYOR..."Düşünsenize insanlar yeni bir eş sahibi olabilme imkanına sahipler ama ANNE ve BABA 1 tanedir...

  Bunlar elbetti ki benim üzelerek içimden düşündüklerimAma her şerin içinde bir hayır varmış.Her yanlışın içinde mutlaka bir doğru da vardır.Bizlere düşen de hayatı daha yaşanılabilir bir kaliteye getirmektir.Huzurevinde güzel resimler çektim.Aslında resimlerini blogumda yayınlayacağımı söyleyerek izin de aldım Ama oradaki insanları deşifre etmemek için fotoğrafları eklememeye karar verdim.Emin olun ki hepsi pamuk çok şeker gibi insanlar :)Ve tek ihtiyaçları sadece SEVGİ..




   Huzurevinde ziyaret saati dolunca yine geleceğimi söyleyerek ,her zaman uğradığım nermin teyzeciğin evine doğru yol aldım.Nermin Teyze eşini 4 yıl önce kanserden kaybetmiş,eşi vefat edince eşinin ailesi kendilerine hiç sahip çıkmamış.Kadıncığaz 4 çocuğuyla birlikte çok zor şartlarda yaşama mücadelesi veriyor.4 çocuğunu temizlik işleri yaparak okutturuyor.Elimizden geldiği kadar kendisine yardım etmeye çalışıyoruz ama kesinlikle hiçbir yardımı kabul etmiyor.Evine 1 kilo birşey alıp gitsem,bir dahaki sefer evine gittiğimde yaptığı elişlerinden bana vermek istiyor.O kadar gururlu bir kadın ki hakkı olmayan birşeye asla sahip olmak istemiyor.Biliyormusunuz aslında yapılan hayırların başkaları tarafından bilinmemesi dinimizce uygun görülmemektedir.Ama bazı zamanlarda yaptığınız yardımları başkarına da anlatarak onları bilinçlenderek yardım ağına katılmalarını sağlayabilirsiniz."Az sadaka çok bela defeder"..


   Nermin teyzenin işlediği "Banyo Lif"lerinden örnekler aldım.Yardım kabul etmediği için bunları satarak geçimini sağlamasına bir katkımız olmasını istedim.Ve birşey öğrendim gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanlar sizden gelen yardımları,emek harcamadan kabul etmiyor.."Banyo Lif"leri fiyatlarına internetten şöyle bir baktım 10 TL ye kargo hariç olarak satışa sunulmuş.Ben 10 TL kargo dahil olarak satışa sunulmasını uygun gördüm.Herkesin evinde mutlaka "Banyo Lif"ine ihtiyacı olur.Genç kızlar çeyizleri için alabilir,Çevrenizdeki insanlara hediye etmek amacı ile de alabilirsiniz.1 den fazla Banyo Lif'i alımlarında uygun ücret uygulanabilir ve isteğiniz renkte yapılabilir.Unutmayın bu lifleri almakla,aynı zamanda Nermin Teyzenin çocuklarının eğitimine de katkıda bulunacaksınız.İlk açılış benden olsun 2 tane Pembe Banyo Lif'i alıyorum :)

BLOG SAHİBİ ARKADAŞLARIMDAN DA BİR RİCAM VAR; BLOGLARINDA NERMİN TEYZENİN DURUMUNU ANLATARAK BANYO LİFİ SATIŞLARINDAN BAHSEDEN VE YORUM OLARAK BU YAZININ ALTINA BİLDİREN,2 KİŞİYE ÇEKİLİŞ İLE (ÜCRETİNİ KENDİM ÖDEYEREK) BANYO LİFİ,1 KİŞİYE DE SÜPRİZ BİR  HEDİYE VERECEĞİM.(BLOG SAHİPLERİ +3 ÇEKİLİŞ HAKKI KAZANACAKLARDIR)

BLOG SAHİBİ OLMAYAN AMA KAMPANYAYA KATILMAK İSTEYEN ARKADAŞLARDAÇEVRELERİNE BU KONUDAN BAHSEDEREK,BU YAZININ ALTINA YORUM YAZIP,VEYA BANA MAİL OLARAK KATILIMLARINI BİLDİREREK  ÇEKİLİŞE KATILABİLİRLER.

ALMAK İSTEYENLER İÇİN "BANYO LİF'İ ADET 10 TL'dir  (Adrese teslim olarak gönderilecektir,Kargo ücretini ben ödeyeceğim)
SATIN ALMAK İÇİN nesetuana@mynet.com adresinden bana hangi renk lif isteğinizi,adresinizi mail olarak yazarak ,Banyo Lif'i bedelinin Ödemesinin yapılacağı banka hesap numaralarını alabilirsiniz.Ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 3 gün içerisinde kargonuz adresinize teslim edilecektir.

BANYO LİF'İ ÖRNEKLERİ;

 




'Ey Rabbimiz! biz kendimize zülmettik,Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz'(A'raf 23)

22 Kasım 2009 Pazar

Bugünkü Dersimiz Ispanaklı Krep :)

   Bugün malumunuz pazar ve ben evdeydim.Her zaman ki gibi sabah ezanı ile birlikte ayaktaydım.Sabah kahvaltısında ne yiyelim derken aklıma birden krep geldi :)Malzemeleri hazırladım.Birden aklıma bir cinlik geldi.Bizim evde ıspanağı kolay kolay kimseye yediremiyoruz.Annem bundan çok şikayetçi.Pazardan aldığımız Ispanakları anneciğim bir güzel yıkayarak dolaba yerleştirmiş.Onları çıkardım bir güzel rondodan geçirdim eee krebi biraz renklerndirmek lazım ki herkesin iştahı açılsın değil mi :) Nefis bir ıspanaklı krep yaptım.Güzel Annemin yaptığı vişne reçeli ile servise sunduk.

   Laf aramızda Doyana kadar anneciğim hariç hiçkimse krebin içinde ıspanak olduğunu anlamadı,yada ne dersiniz anladılar da lezzetinden anlamamazlıktan mı geldiler :)
Hoş babam doymaya yakın "Kızım bunun içine gıda boyası mı kattın" diye gülümseyerek sordu ama yok yok kesin anlamıştı :)ŞAka bir yana eğer sizin evinizde de vitamin deposu "Ispanak"düşmanları varsa böyle güzel ve farklı uygulamalarla ıspanağı sevdirebilirsiniz. :)

   Hımm sormayacakmısınız;Ispanağın faydaları nelermiş?Kimler yemeli,kimler yememeli?
Çizgi film kahramı Temel Reis neden ıspanak yediği zaman güçlenirmiş?
Açıklamalarını da okuyalım ve bilelim ki,sevdiğimiz insanların sağlığı için bu gıdadan tüketmelerini sağlayalım.Faydasını bilerek yaptığımız herşey bize her daim başarı getirir..


   Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD), tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.







   Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.






   Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, 'kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için' bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor






   BESİN DEĞERLERİ






   100 gr. taze sebze ıspanağın içerdiği besin değerleri şunlardır: 25 kalori; 3 gr. protein; 3,6 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 2.1 gr. lif; 38 mgr. fosfor; 170 mgr. kalsiyum; 2.2 mgr. demir: 50 mgr. sodyum; 500 mgr. potasyum: 8.100 IU A vitamini: 0,07 mgr. B l vitamini; 0,14 mgr. B2 vitamini; 0.5 mgr. B3 vitamini: 150 mcgr. folik asit; 28 mgr. C vitamini ve 1,7 mgr. E vitamini.






   SAĞLIĞIMIZA YARARLARI






   Yukardaki değerler dikkatlice incelendiğinde ıspanağın insanlar için ne denli önemli ve mükemmel bir besin kaynağı olduğu ortaya çıkar. Bunun yanı sıra;






o Ispanak, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır: Yapılan araştırmalar ıspanağı bolca tüketen kişilerde deri, akciğer, prostat ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yakalanma oranlarının çok düşük olduğunu göstermiştir.






o Ispanak, yüksek oranda A, C ve E vitamini gibi antioksidan maddeleri içerdiğinden, kişilerin kalp krizi geçirme, felç olma ve katarakt illetine yakalanma tehlikesini de azaltmaktadır.






o Ispanak, 'Yaşlılık Körlüğü' de denilen Makula dejeneresansına iyi gelmektedir: Ispanağı bolca tüketen kişilerde, sonu körlükle noktalanan bu tür görme bozukluğu hastalığının en aza indirgendiği saptanmıştır. Son zamanlarda ıspanağın proteiniyle l voltluk bir elektrik akımı üretilmekte ve bununla gözlere canlılık kazandırılmaktadır. Bu konuda fareler üzerinde deneylere başlanmıştır. Olumlu sonuçların insanlar için de bir umut kaynağı oluşturması en büyük dileğimizdir.






o Potasyum yönünden çok zengin olan ıspanak, yüksek tansiyonu düşürmektedir.






o Demir yönünden de zengin olan ıspanağın yüksek oranda oksalat içermesi demir alımını engeller gibi görünürse de, yapılan araştırmalar iki günde bir ıspanak yiyenlerde demir oranının başlangıçta biraz düştüğünü, ancak altı haftadan sonra yükselen düzeylere ulaştığını göstermiştir.






o Yüksek oranda folik asit içeren ıspanak, gebe kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığıyla sakat çocuklar doğurma rizikosunu en aza indirir.






o Ispanak, zengin oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.






o Ayrıca ıspanağın, idrarı artırıcı, müshil, tonik (bedeni güçlendirici) ve yatıştırıcı etkileri de bulunmaktadır.






   Bu denli çok dirimsel önemi bulunduğu halde yüksek oranda oksalat içermesi nedeniyle ıspanağın her gün değil, haftada iki kez yenilmesi yararlı olur. Taze olmayan ıspanakları yemektense, dondurulmuş ıspanakların tüketilmesi daha iyidir. Ancak, teneke kutularda saklanan ıspanak, folik asidini yitirmektedir.






Dikkat: Gut hastalığı, safra ve böbrek taşı rahatsızlıkları çekenler yüksek oranda oksalat içeren ıspanağı yememelidir.





! Unutmadan "Ispanaklı Krep"tarifini de veriyorum.Denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.Ben reçel ve peynirli olarak yaptım siz de isteğinize göre yapabilirsiniz.Afiyet şeker olsun. :)Yaparken krebin içine sevginizi de eklemeyi unutmayın sakın :)




YAPILIŞI:







 Krep hamuru için; 2 Adet yumurta, 1 çay bardağı sıvıyağ, 3 çay bardağı süt, 6 çorba kaşığı un ve tuz karıştırılır. 8-10 yaprak ıspanak yaprağı robottan geçirilip karışıma ilave edilir. Yapışmaz yüzeyli bir tavaya krep hamurlarından küçük birer kepçe döküp önlü arkalı pişirilir. Kreplerin üzerine iyice ezilmiş beyaz peynir sürülüp rulo şeklinde katlanır. Üzerlerine susam dökülüp halka biçiminde kesilir.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Bayat Ekmekleri Değerlendirme


  Bugünlerde yenmeyen,çöpe giden ekmeklere çok üzülüyorum.Her ne kadar dikkat etsem de oldukça yüksek oranda ekmek ziyan oluyor.
   Bu şehir, benim şehrim gibi daha çok serçe ve kumru ile süslenmemiş ortalık hep karga dolu...
  Ama o da bir can deyip onlara da arada ekmek veriyorum tabi. Ama henüz süreklilik kazanamadım çünkü bu da bir organizasyon istiyor :)



   Değerlendirelim derken derken geçen gün Sabah Gazete'sinde Ayşe Tüter'in ekmekli bir salata tarifine rasladım. Raslamamış olanlara, Tüter'e sevgi ve selam yollayarak, tarifi aktarıyorum;


Malzemeler:


* 1/2 adet ekmek (bayat)


* 3 çorba kaşığı ceviz içi (iri dövülmüş)


* 1/2 çay bardağı tahin


* 1 adet limon suyu


* 4 diş sarmısak (dövülmüş)


* 1 çay kaşığı kimyon


* 1 çay bardağı su


* 2 çorba kaşığı zeytinyağı


* 1/2 demet maydanoz (kıyılmış)


* 1 adet domates






Ekmekleri ufalayın. Kızdırılmış zeytinyağında renkleri altın sarısı oluncaya kadar kısık ateşte karıştırarak kızartın.


Maydanoz ve cevizleri ekleyip, harmanlayın. Servis tabağına yerleştirin.


Tahin, limon suyu, sarımsak, kimyon ve suyu iyice karıştırıp, ekmeklerin üzerinde gezdirin.


Domateslerin kabuklarını soyun, çekirdeklerini alın. Küçük küpler şeklinde doğrayın.


Salatayı domateslerle süsleyip, bekletmeden servis yapın.

Güllaç





Ayağımın tozuyla gelir gelmez  güllaç yaptım. Muhallebili mi, fındıklı mı, fıstıklı mı,cevizli mi derken bildiğim klasik güllacı yapmaya karar verdim..Ben 11 yaprak güllaç kullandım.Siz de yaprak güllaç sayısını  arttırıp azaltabilirsiniz.(Ama ideal sayı 11.)
1.5 kilo süt ve 2,5 su bardağı şekeri kaynattım.
Güllaç yapraklarından birtanesini tepsiye koyup üzerine bir kepçe kadar kaynamış sütü döktüm.
Her yaprağada aynı işlemi yaptım ve bıçakla kıyılmış cevizlerimi döktüm(Önemli not:Bıçakla doğrayınca cevizler kararmıyor).
Kalan beş yaprağınada aynı işlemi yaptım.
Sütünüz kaldıysa üzerine mutlaka dökün güllaç hepsini emiyor.
Üzerine tepsi kapattım.
Afiyet şeker olsun :) 


YAPTIĞINIZ YEMEKLERİ VE TATLILARI SEVGİNİZ İLE HARMANLAYIN Kİ LEZZETLERİ ARTSIN :) 

Açma Günlüğü :)

    Hafta sonlarını çok seviyorum.Çünkü iş yok :) Cumartesi ve pazar günlerini yemek günü olarak ilan ediyorum.Aslında mutfağa çok fazla giren birisi değilim ama özellikle misafir ağırlamalarında dışarıdan hazır pastalar,yemekler alınmasından yana değilim.Zaten günümüzde öyle çok hastalık var ki,dışarıdan aldığımız meyve ve sebzeye bile güvenemiyoruz artık...

   Neyse gelelim konumuza..
   Vize sınavlarım bitti,sonunda ailemin yanına döndüm.Herkesi öyle çok özlemişim ki...Ablamın üçüz bebekleri görmeyeli oldukça büyümüşler,2 kız 1 oğlan..Birbirinden şeker üçü de :)kızların gözleri  maviş annelerine benziyorlar,şikayetçi olduğumuz tek şey onlara çok nazar değiyor.Nazar'ın olduğu bir gerçek.Allah miniklerimizi nazardan korusun.

   Sabah 07.00 da evime hayırlısıyla ayak bastım :) Akşama misafirlerimiz olduğunu öğrenince anneciğime yardım etmek amacıyla mutfağa girdim,günün nasıl geçtiğini anlamamışım.Ama çok nefis yemekler ve kekler yaptık.Afiyetle yedik.

   Yaptığınız "Açma"'nın tarifini ekliyorum.Çocuğunuzun dışarıdan sağlıksız yiyecekler tüketmesini istemiyorsanız,evde "Açma" yaparak okul çantasına koyabilirsiniz.En hijyenik yemek her zaman evinizde,anne eliyle pişen yemektir.

   Sevgiyle kalın...




•Yarım su bardağı ılık su



•Yarım su bardağı ılık süt


•Yarım su bardağı sıvıyağ


•1 tatlı kaşığı tuz


•1/4 su bardağı şeker


•3 su bardağı un


•1 tatlı kaşığı mahlep (arzu ederseniz)


•1 yemek kaşığı aktif kuru maya (instant ise daha az kullanabilirsiniz)


Arasına sürmek için; Eritilmiş tereyağı


Üzerine sürmek için; 1 yumurtanın sarısı


Üzerine serpmek için; Çörek otu, susam

Yapılışı:



   Hamur için gerekli malzemeleri yukarıda verdiğim sıraya göre makinenizin kabına koyup, hamur programında çalıştırın. Süre sonunda kabarmış olan hamurdan parçalar kopararak, avucunuzda poğaça yapar gibi açın. Eritilmiş tereyağından 1 tatlı kaşığı civarında alarak her tarafına sürün. Elinizle çekiştirerek rulo şeklinde sarın. Daha sonra iki farklı yöne doğru hamuru burarak uçlarını birleştirin ve tepsiye yerleştirin. Üzerine yumurta sarısı sürüp, susam veya çörek otu serpin. Bu şekilde 15 dk daha bekletin. Daha sonra 350 F (175 C) ısınmış fırında üzerleri kızarıncaya kadar pişirin. Makineniz yoksa elle de hamurunuzu hazırlayabilirsiniz. Mayayı ılık su veya sütte köpürtüp, diğer malzemeleri ekleyip, yavaş yavaş un ilavesiyle çok yumuşak bir hamur elde edin. Hamur iki katı olana kadar bekleyin ve daha sonra şekillendirerek aynı adımları uygulayın.

20 Kasım 2009 Cuma

Çocukluğumuzdan Esintiler,Susam Sokağı





Televizyon tarihinin unutulmaz şovlarından biri olan Susam Sokağı, 40. yaşını kutluyor. Ülkemizde 1986 senesinde yayınlanmaya başlanan Susam Sokağı'nı ve milyonlarca çocuğun hayran olduğu kuklaları yeniden hatırlayalım.


Arada kaldım bir çalı gibi, bu benim gördüğüm en hüzünlü şey, arada kaldım tam arada...' Böyle saçma sözler, kısa ve ritmik bir şarkı olarak tekrarlandığında dikkatinizi çekmemesi mümkün mü? Üstelik bu şarkıyı söyleyen iki korkunç canavarın arasında kalan zavallı, bıyıklı, orta yaşlı bir kuklaysa!


80 kuşağı çocukları hayatlarının bir bölümünü bu ve en az bunun kadar komik şarkıları hafızalarına kazıyarak geçirdi. Çünkü bu, Susam Sokağı'nda dinlediğimiz diğer tüm şarkı ve tekerlemeler kadar saçma ama eğlenceliydi.


İnsan kimi zaman düşünmeden edemiyor; acaba Susam Sokağı hayatımıza hiç girmeseydi, 30'lu yaşlarımıza geldiğimiz şu yıllarda espri anlayışımız çok daha farklı olur muydu?


Ne var ki 1969 yılı Kasım ayında Amerika'da ve ardından Brezilya, Meksika, Almanya, Hollanda, Fransa ve tabii Türkiye olmak üzere 100'den fazla ülkede versiyonları yayınlanan Susam Sokağı'nın temelinde eğitim kadar eğlence de yatıyor.


ÇOCUKLUĞUMUZA UZANALIM ; :)
SOKAĞIN UNUTULMAZ KARAKTERLERİ



40 yıl boyunca dünyanın en eğlenceli sokağı olarak var olan Susam Sokağı sakinlerinin sayısı hatırımızda tutamayacağımız kadar çok. Ne var ki her biri nevi şahsına münhasır karakterler olan bu kuklalar arasında ünü diğerlerinin önüne geçenler oldu...


Minik Kuş: İsmiyle görüntüsünün yarattığı tezatla anılarımızda kalan Minik Kuş'un orijinal ismi Big Bird (Büyük Kuş). Kukla tarihinin gördüğü en saf, iyi niyetli ve sevgi dolu karakterlerden biri olan Minik Kuş, dans etmekten paten kaymaya kadar her türlü aksiyonu sever, etrafa neşe saçar ve tiz sesiyle şarkılar söylerdi. Minik Kuş'un zekası sahiden de ortalamanın altındaydı. Bir de detay; orijinal Susam Sokağı'nda sarı olan Minik Kuş bizde turuncuydu. Tiz sesi ve her şeye burnunu sokan meraklı karakteri nedeniyle şimdilerde 30'larında olan 80 kuşağı çocuklarından bazılarınca itici bulunduğunu da unutmamak gerek.


Kurabiye Canavarı: Susam Sokağı'nın kesinlikle en sevimli yaratığı. Kare, üçgen ve daire şeklindeki kurabiyelerin hangisinin daha lezzetli olduğunu seçmek hayatındaki en önemli anlardan biri olabilir! Ne var ki her skeç sonunda önündeki bütün kurabiyeleri homurdanarak yemesi hepimizi birer Kurabiye Canavarı olmaya özendirdi.


Edi ve Büdü: Bir çocuk şovunda yer alabilecek en tuhaf ikili! Aynı evde yaşayan ve samimiyetlerinden dolayı eşcinsel olup evleneceklerine kadar türlü dedikoduya maruz kalan Edi ve Büdü arasında gelişen sohbetler sinirleri kaldırabilecek kadar saçmadır. Zavallı Büdü ya evi altüst etmek ya da yeni ve acayip bir cihaz yaratmakla meşgul olan Edi'yi boğmamak için kendini zor tutar!


Hokus Özpokus: Orijinal ismi The Amazing Mumford olan ve bizim sihir yapmadan önce sarf ettiği 'Hula hop tereyağlı ballı ekmek' repliğiyle tanıdığımız büyücü.


Sayıların Kontu: Orijinal ismi Count Von Count olan ve bizim Sayıların Kontu olarak tanıdığımız vampir. BŽla Lugosi'nin canlandırdığı Kont Drakula karakterinden ilhamla var olan Sayıların Kontu, Susam Sokağı'nda bir nevi matematik öğretmenliği yaparak çocuklara sayıları öğretmekle görevliydi. Bunu yaparken izlediği yol ise piyanonun başına geçip 1'den 10'a kadar saymaktan ibaretti.

Kurbağacık: Elbette hepimiz onu Kermit olarak tanıyoruz. The Muppet Show'un da yıldızı olan Kermit heyecanlı hali ve düşük çenesiyle sokağın en parlak karakterlerinden biriydi.



Çişteki Mucize :)

"Vallahi benim cüretim değil başlık.Bir kitabın adı.1995 yılında Doğan Kitap basmış.Yazarı Carmen Thomas,çeviren Leman Çalışkan"29 Temmuz 2006 yılı Cumartesi günü Hürriyet gazetesinin ekinde Pakize Suda köşesinde yazmış.Saklamıştım.Geçenlerde çekmecede birşey ararken elime geçti.Sizlerle paylaşıyorum.Hiçbir yorumum yok.Aynen yazıyorum."Mesanemizin bir çeşit'Ev eczanesi' olduğunu belirtiyor yazar.Ve diyor ki,'İdrardan yararlanma konusunda benim asıl inancım doğada hiçbir zaman süprüntü(atılacak şey)üretilmediğidir.Herşey bir dolaşım sistemidir.'HAKİKATEN MUCİZE1747 yılının 'Büyük Mükemmel Dünya Lügati'nden Johann Heinrick Zedler'in idrar hakkında yazdıkları:-SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI:Patates unu ile kükürt tozu bekletilmiş idrar ile karıştırılır.Bu karışım merhem gibi başa sürülür.-KULAK İLTİHABINDA:Çocuk idrarı henüz sıcakken kulağa akıtılırsa nemli ve cerahatlı noktaları kurutur.-BOĞAZ İLTİHABINA KARŞI:İçine bir tutam safran katılmış insan idrarı ile gargara yapmak iyi gelir.-ELLERİN VE DİZLERİN TİTREMESİNDE insanın idrarını yapar yapmaz el ve dizlerini bununla ovması ve yıkaması faydalıdır.-VÜCUTTA SU TOPLAMAYA BAŞLARSA:İnsan uzunca bir zaman sabah aç karnına kendi ilk idrarından biraz içmelidir.Bunun sarılıkta da yararı olur.-KADINLARIN CİNSEL ORGANLARINDAKİ YANMA ve KAŞINTILARI sıcak idrarla yıkamak faydalıdır.-ARI SOKMASINA KARŞI:Hemen idrarla ıslatmak birebir gelir.TECRÜBEYLE SABİT=Çeyrek saat,kendi idrarımla ıslatılmış,burun için delik açılmış bir bezi yüzümde tutmak harika bir etki yapıyor. Cilt dinleniyor,siyah noktacıklar yok olup temizleniyor.=30 yıl önce bir makine tezgahında elime matkap yağı bulaştı.Her iki elimin üzerinde siğiller oluştu.Çok korkunçtu.Kimseye el uzatamıyordum.Doktorlar onları kazımak istiyorlardı ama yara izi kalacaktı.Büyük ağabeyim bir tavsiyede bulundu.Yatmadan önce iki eline işe!Hoş değildi ama yaptım.Kalktıktan sonra saf sabunla yıkamalıydım.Bunu da yaptım.Sonuç:Dört hafta sonra ellerimin üstü pırıl pırıl,tertemiz,çocuk poposu gibi olmuştu.=Uzun süre bir çiftlikte çalıştım.Çiftlik sahibi kadının ayağında herhalde beş yıllık açık bir yarası vardı.Merhemlerle tedavi etmeye çalışıyordu.Geceden kalma sabah idrarının faydalı olacağını işittim.Yaranın üzerinden tüm pomat artıklarını temizledim,temiz bir keten parçasını hastanın idrarına batırdım,yaranın üzerine koyup bağladım.Bunu 14 gün her sabah tekrarladım.İnanmıyacaksınız belki,yara tamamen iyileşti.Daha onlarcası.Üstelik sırf hastalık konusunda da değil.HER DERDE DEVA-Meslekten badana ve boyacı olarak size bir yöntemden söz edceğim.Emülsiyon boyaları inceltmek için sık sık idrar kullanırdık.Normal su fazla kireçlidir ve istenmeyen reaksiyonlara neden olur.En azından fazla etkili değildir,ayrıca idrar renk tonunu yumuşatır.-Gizli mürekkep olarak idrarı kullandığım için biliyorum.Kağıdın sıcak bir radyatör üzerine bırakılması,yazının okunmasına yeter.Bütün gizli yazılar böyle hazırlanabilir.-Deterjan yerine fayansları ovmak için kendi idrarımı kullanıyorum.Yerler reklamlardaki gibi parlıyor.-Donarak tıkanmış olan arabamın anahtar deliğini kendi idrarımı kullanarak açtım.OT,ÇÖP DERKEN...Nasıl?İlginç değil miAma aynı zamanda ilginç,harika,inanılmaz falan.Ot,çöp derken çiş de varmış demek!Farkında değilmişiz.İnsan burnunun dibindeki güzellikleri göremezmiş ya...Fakat idrarın birtek eline oklavayı alıp hamur açmadığı kalmışken neden bu kitap yayımlandığı günlerde gereken ilgiyi oluşturamadı acaba?Yazarın önsözünde belirttiği gibi 'Tiksinti'yüzünden olabilir mi?Ama iyidir tabii temkinli olmak.Neticede kitaptakiler birilerinin anlatmaları daha ziyade.Ne kadar doğrudur?Gerçi bilimsel açıklamalar da var.Ve en taze tecrübe olarak ben de bir şey anlatayım;bana bu kitabı ileten,kardeşimin komşusu birkaç gün önce kaynar suyla haşlanan ellerinde denemiş idrarı...Sonuç:Yanık falan yok ortada.Ama siz yine de temkinli olmaya devam edin.Doktorunuza sorun ,şu idrar denen şey neyin nesidir.Son olarak şunu söylemek isterim,bu kitap elime geçtikten sonra sifonu çekerken vicdan azabına benzer birşey duyuyorum.Hani değerbilmez biri olduğuma dair bir his.Klozet yerine kavanoz mu kullanmalı ne..."



En Çok Görülen 10 Kabus!

Rüya görmek oldukça doğaldır ancak bazen görmek istemediğimiz kabuslar görürüz. Sizin en sık gördüğünüz kabus hangisi? Bir yerden düşmek, işe geç kalmak, insanlar arasında çıplak kalmak..



İşte en çok görülen 10 kabus ve anlamları!

1. Kovalanmak

Kovalanmak en sık görülen 10 kabustan biri. Bir hayvan, kişi ya da kanalık güçler tarafından kovalandığınızı görebilirsiniz. Sizi kovalayan ne olursa olsun sizi ele geçiremez ve ne den kovaladığını öğrenemezsiniz. Kendinizi en çaresiz hissettiğiniz yer burasıdır. Hayvan yaradılışınızın çekingen olmayan parçasıdır. Yabancı biri ya da negatif enerjiler kabul etmeniz gereken ya da ders almanız gereken bir durumu anlatır. Bu tür kabuslar, zor kararlar vermek zorunda kalsanız bile hayatınızın kontrolünü elinize almanız gerektiğini size anlatır.

2. Boğulmak

Rüyanızda boğulduğunuzu görüyorsanız kendinize sorun, "Neyi engelliyorum, nelerden uzak duruyorum ya da neden bazı şeylerle başedemiyor gibi hissediyorum". Bu neleri, neden kabul edemediğinizi anlamanızı sağlar. Rüyanızda suyun altında nasıl nefes alacağınızı öğrenebilirsiniz.

3. Köşeye sıkışmak

Rüyanızda köşeye sıkıştığınızı veya hareket edemediğinizi görüyorsanız, hayatınızda böyle hissetmenize neden olan bir durumla karşı karşıyasınız demektir. İçinden çıkamadığınız durumla ilgili daha yapıcı değişiklikler yapmanızın zamanı gelmiş olabilir. Uyandıktan sonra kabusunuz hakkında sizi iyi tanıyan, güvendiğiniz biriyle konuşun.

4. Sevgiliden ayrılmak ya da boşanmak


Bu tür rüyaların birden fazla anlamı olanilir. İlişkinizde yaşadığınız anlaşmazlıklar ya da aşırı bağlılık böyle bir kabus görmenize neden olabilir. Bazen hayatımıza dışarıdan bakarak bazı dersler çıkarmamız gerekir. Gerçekte kendinizi güvende hissetmeniz için neler gerektiği üzerinde düşünün.

5. Yaralanmak
Rüyanızda yaralandığınızı görüyorsanız, vücudunuzun ağrıyan noktalarına dikkat çekmelisiniz. Tepeden tırnağa genel sağlık kontrolü yararlı olabilir. Bunun yanı sıra kendinize hayatınızda neleri ihmal ettiğinizi sorun. Acil ihtiyaçlarınızı ve önceliklerinizi belirleyerek hayatınızı değiştirebilirsiniz.

6. Diş dökülmesi
Çoğu insan rüyasında dişlerinin döküldüğünü görür. Dişler konuşmak, yemek, iyi görünüm ve kendinizi korumanız için bir silah olabilir. Dişlerinizin döküldüğünü görmek seçim yapmanız gereken bir sorunun varlığına işarettir. Kendinize dikkat etme ya da topluluk içinde konuşma, kendinizi ifade edememe korkusundan kaynaklanabilir.

7. Kalabalıkta çıplak kalma
Kabuslarınızda kalabalıkta çıplak kaldığınızı ancak kimsenin sizi farketmediğini görüyorsanız, kendinize yeterince güvenmediğiniz ya da başkalarıyla birlikteyken rahat olamadığınız anlamına gelir. Bakışlar üzerinizdeyken zayıf, aptal ve savunmasız hissetmenizin bir sonucu olarak bu kabusları görürsünüz. Bu kabusu genellikle zenginler ya da mevki sahibi kişiler görür. Rüyanızda çıplak olduğunuzu ancak utanmadığınızı görmek ise çok özgür ruhlu biri olduğunuzu gösterir.

8. Uçağı ya da trene yetişememek


Bu tür kabusları sürekli koşuşturan, her yere yetişmeye çalışan insanlar görür. Ayrıca, önemli bir fırsatı kaçırabileceğinize ya da vizyonunuzu değiştirmeniz gerektiğine de işaret eder. Bu tür kabuslar ayrıca önemli bir seçim yapmanız gerebileceği anlamına da gelir. Hazırlıksız sınava girmek de buna benzer anlamlar ifade eder. Kendinize zaman zaman karşınıza çıkabilecek engellerle mücadele etme gücünüz olup olmadığını sorun.

9. Ölmüş birini görmek
Yazılı ya da sözlü olmayan, telepati ile iletişim kurulan astral kabuslardır. Bu rüyaların geneli korku unsurlarından uzak, huzurlu ve sakindir. Zaman ve yer kavramı yoktur. Eğer ölmüş insan yüksek sesle konuşuyorsa, çoğu zaman kişisel bir anlamı vardır.

10. Doğal felaketler
Deprem, tsunami, kasırga, hortum ya da dünyanın sonunun gelmesi gibi büyük felaketleri görmek güvenli ve alışıla gelmiş yaşantınızda dramatik değişiklikler olacağını gösterir. Bu kabusu tam olarak yorumlamak zor olabilir ama duygusal karışıklık, tüm dünyayı etkileyen değişiklikleri kabul etme olarak yorumlanabilir.

Angelina Jolie bir çocuğu daha evlat ediniyor!




Amerikalı oyuncu Angelina Jolie, Suriyeli bir çocuğu evlat edinmek istiyor.





ANGELINA JOLIE VE AİLESİ


El Arabiye'nin haberine göre, eşi Brad Pitt ile birlikte bir süre önce Suriye'deki Iraklı mültecileri ziyaret eden Oscarlı yıldız Jolie, Suriyeli bir kız bebeği evlat edinmek için gerekli işlemleri başlattı.


Çiftin, 3'ü evlatlık 3'ü kendinin olmak üzere 6 çocuğu bulunuyor. Brad Pitt'in 7. çocuk konusuna sıcak bakmadığı belirtildi.

Püf Noktasının Öyküsü

Her işin bir ustası, her ustanın da işini iyi yapmasının bir sırrı vardır değil mi?



Yani hemen hepimizin yapacağı işlerde bazı insanların bu kadar başarılı olmalarının nedeni, o işe çok emek verip deneme yanılma yöntemiyle kendilerine has bir yöntem bulmuş olmalarıdır. Bazen paylaşılır bu sırlar, bazen de “meslek sırrı” olarak ustada kalır.


Yemek yapmak da ustalık, maharet ve emek isteyen işlerdendir. Aynı tarifi üç kişiye verin, sonra da ortaya çıkardıkları yemeklerden yiyin. Tıpatıp aynı tarifi kullanmalarına rağmen yemeklerin birbirinden farklı olduğunu görürsünüz. Bazen tuzu ne zaman attığınız bile yemeğin kıvamını belirleyebilir.


İşte yemekte ve pek çok işte kullanılan küçücük ayrıntılar vardır. Bu ayrıntıları bilmek hem o işi yapmayı kolaylaştırır, hem de yapılan işin daha kaliteli olmasını sağlar. Bu ayrıntılara “püf noktası” denir.


Peki püf noktasına neden bu ismin layık görüldüğünü biliyor musunuz? Her şeyin olduğu gibi püf noktasının da bir öyküsü var elbette.


Bir zamanlar çinisiyle meşhur bir memlekette, bir çini ustasıyla çırağı yaşarmış. Zaman içinde çinilere nasıl şekil verileceğini, hangi renklerin nasıl kullanılacağını öğrenen çırak, artık kendi atölyesini açabileceğine inanmış ve ustasının yanından ayrılmış. Ne var ki, fırına sürdüğü çinilerin hepsi bir süre sonra çatlıyormuş. Bunu gören çırak bu işin böyle devam edemeyeceğini anlayınca, dükkanını kapatıp ustasının yanına dönmüş ve olanları ustasına anlatmış.


Ustası bir sefer de birlikte yapmalarını istemiş. Sıra çömleği fırına vermeye gelince usta araya girip çömleği eline almış. Evirmiş çevirmiş, dikkatlice inceledikten sonra bir yerine püf diyerek üflemiş, sonra da çırağına dönüp “Bak evladım, bu işin püf noktası budur, eğer çömleğin üzerinde minicik bir hava kabarcığı kalırsa çömleği çatlatır, o yüzden fırınlamadan önce üfleyip söndürmek gerekir” demiş.

O günden sonra da bir işi kolay ve çabuk yapmanın miniminnacık sırları bu isimle anılır olmuş.


Domatesli kuzu şiş kebap


YAPILIŞI: Ete lezzet katmak ve yumuşatmak için kullanacağınız terbiye sosunu hazırlamak için; rendelenmiş soğanı derin bir kaba aktarıp üzerine limon suyunu ekleyin. Kekik, tuz ve karabiberi serpip, sütü ilave ettikten sonra kuzu kuşbaşı etini terbiye sosuna bulayarak karıştırın. Eti, üzeri kapalı halde buzdolabında en az 3-4 saat bekletin. Eti buzdolabından çıkarıp ağaç şişlere, her bir şişe beş adet olmak üzere dizin. şişleri ızgarada ya da mangalda çevirerek pişirin. Domatesli sosu hazırlamak için; zeytinyağını orta boy bir tavada kızdırın. ıyice ezdiğiniz sarmısakları ekleyip karıştırarak 1 dakika kadar kavurun. Üzerine, rendelenmiş domatesleri, tuzu ve karabiberi hemen ilave edin. Tozşeker ve sirkeyi de katıp orta ısılı ateşte, domatesler suyunu çekinceye kadar 8-10 dakika pişirin. Kızarttığınız kuzu şişleri servis tabağına alıp, üzerine sıcak haldeki domatesli sosu gezdirdikten sonra sıcak sıcak servise sunun.


· Yarım kg. kuzu şiş (kuşbaşı doğranmış kuzu eti)


Et terbiye sosu için;


· 1 adet orta boykuru soğan


· 1 adet limonun suyu


· 1 su bardağı süt


· 1 yemek kaşığı kuru kekik


· 2 çay kaşığı tuz, karabiber


Domates sosu için;


· 5-6 adet orta boy domates


· 3 diş sarmısak


· Türk kahvesi fincanıyla 1 fincan zeytinyağı


· 1 yemek kaşığı sirke


· 1 çay kaşığı tuz, karabiber


· 2 çay kaşığı tozşeker