30 Ekim 2009 Cuma

Hayat güzeldir!

   Hayat küçük ayrıntılarda gizliyse sen onu arama başka yerlerde... çilek reçeli ye mesela.. tadınada var ama.. yada olmadı müzik dinle ama ağaçların dans edişinide izle.. hiç izlemedin belkide.. gece kurbağı sesleri duydun, ama bunlar hep beraber şark...ı söylüyor diye düşündünmü bi kere bile.. yada yıldızları izle, kaymalarının bile insanı nasıl mutlu ettiğini hesapla sadece.. sen umut biriktir yinede her zaman içinde.. yaşa hayatı doya doya.. dans et onunla.. ulaş o mutluluğa.. melek..

Tutunmak hayata..

    Hayata hep bir tarafından tutunmaya çalışır insan. Bazen hafif esen bir rüzgarı saçlarınızda hissettiğinizde, kirpiklerinizin uzandığı yeri her zamankinden daha güzel görürsünüz. Herkesi seviyorum, hayat çok güzel diye geçer aklınızdan. Tüm çirkinliklere rağmen hayat çok güzel. Ve bazen düşen kuru bir yaprağa bile hayran kalırsınız. Öyle bir edayla düşerki dalından usul usul. Bir bulut geçer gökyüzünden bembeyaz pamuk gibi üzerinde yatsam keşke dersiniz. En çocukca hayaller bizimdir. Dünyanın en güzel renklerini kanadında taşıyan bir kelebek görürsünüz, onunla anlarsınız renkleri ne çok sevdiğinizi. Kardelen gibi tertemiz düşünürsünüz hayatı, mor bir menekşe kadar taze, kuşlar kadar sevimli. En az çam kokan kozak kadar güzeldir yağmurdan sonra çıkan toprak kokusu. Her bağrına yatıp kokusunu içinize çektiğinizde anlarsınız aslında ona ne kadar ihtiyacımız olduğunu, onsuz yapamayacağımızı. Ana kokusudur en masumu. Her acı çektiğimizde sevmiyorum sevmiyorum dediğimiz hayatın aslında ne denli güzel olduğu o kadar aşikarki. Yalnızca bakmak yeterli olmuyor bazen hayata birde görmemiz gerekli.

Hayat Aslında Aradığın Herşeydir

Sen en güzel şiiri arardurursun bıkmadan, oysa hayat en güzel şiirdir...
Sen uzak manzaraları düşlersin gece gündüz, oysa hayat hemen yanıbaşındaki en güzel manzarandır...
Sen sahildeki dalga seslerini sever ve dinlersin, oysa o sesler; hayatın sesidir...
İşte bu yüzden kopmazsın hayattan sen hiç...
Düşlersin, başarırsın a...rdından...
Arada kaybedersin, daha çok ararsın kaybedince...
Ve bulursun bazen; Ya da bazen; bulamazsın...


Lakin en sonunda görürsün,
hayat aslında aradığın herşeydir,
ve aslında en başında bulduğun tek şey...

Hayat diye birşey var

Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı, günler, kızgın küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir ağaç gölgesinde bir an durmak, bir akşam üstü denize baktığınızda bu sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, el ele tutuşmak, bir avucun bir başka avuca dokunmasının yarattığı ürperti de hayal hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera, çekildiniz mi bu hayattan, hayatın sizin bulunmadığınız yerlerde yaşandığına mı inanıyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her şeyi, yorgun ruhunuz yeni coşkular için hazır hissetmiyor mu kendini Delirdiniz mi siz?
Şu köşe başında karşınıza ne çıkacağını ne biliyorsunuz, biliyorum genellikle köşe başlarında açlık, acı ve ölüm çıkıyor karşınıza ama kim bilir,belki eski bir dosta, belki güzel bir kadına, belki okunmuş kitaplar satan bir sahafa da rastlayabilirsiniz, bir piyano sesi duyabilirsiniz ya da bir Rumeli türküsü açık bir pencereden, bir söğüt ağacı görebilirsiniz çocukken kabuğundan düdük yaptığınız, dans adımlarıyla yürüyen bir çift bacak geçiverir önünüzden bir oğlan bir ıslık çalabilir, hatta siz bile çalabilirsiziniz
Ne sevinci, ne hayatı, ne eğlencesi para yok ki diyorsanız eğer ve eğlenmek için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, emin olun paranız olduğunda da eğlenemezsiniz, para eğlenmeyi çeşitlendirir sadece ama eğlenceyi yaratmaz, öpüşmek parayla değil, şarkı mırıldanmak parayla değil, acaba o şimdi ne yapıyor diye düşünmek parayla değil, tv'de iyi bir film seyretmek parayla değil, sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bu benim için yapıldı diye neredeyse gururla alıp, bardağı ince belinden sıkıca kavrayıp içmek parayla değil Bir bardak semizotunu sevinçle paylaşabilirsiniz ve hiçbir pahalı lokantada bir tat alırsınız, eğer bir tabak yemeği paylaştığınız, paylaşmak istediğiniz insansa
Hayat diye bir şey var Sadece sizin olan, sadece size ait, içinde sadece sizin gördüğünüz çiçekler açan, yalnızca sizin müziklerinizin çaldığı bir bahçe var, sokmayın oraya öyle herkesi, çiçeklerinizi başkalarının çapalamasını beklemeyin, şarkılarınızı başkalarına söyletmeyin, anladık ahmaklıklar oluyor, aptalca kararlar veriliyor, hepinizin hayatından bir şeyler çalınıyor, hayalleriniz teker teker buduyorlar, ümitlerinizi öldürüyorlar, çaresiz bırakıyorlar sizi, yenildiniz belki de, yenilginin ağır yaralarını taşıyorsunuz ruhunuzda ama gene de bir hayatınız var sizin, sadece size ait bir bahçeniz, durup soluklanacağınız, yaralarınızı yıkayacağınız, çiçeklerini seyredebileceğiniz bir bahçe, soğukta bir bira içebilirsiniz, bir ağacın gölgesinde durabilirsiniz bir an, sabaha karşı uyanıp her ay yeniden doğan hilale bir bakabilirsiniz, çok sevdiğiniz bir kitabı bir daha karıştırabilirsiniz, aşık olabilir ya da aşık olmayı düşünebilirsiniz Sevdikleriniz özleyebilir ve bir gün yeniden kavuşabileceğinizi hayal edebilirsiniz, geceleri ağaçların daha değişik koktuğunu fark edebilirsiniz, yeni bir salata icat edebilirsiniz, sevgilinizi çırılçıplak soyup evde öyle dolaştırabilirsiniz, saçlarınızı her zamankinden daha değiş kestirebilir, evinize bir gün de başka bir yoldan gidebilirsiniz, alışkanlıklarınızı değiştirmek için kendinize karşı müthiş bir savaş açabilirsiniz
Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayatBiliyorum dertler çok, ahmaklıklar yapılıyor, sıkıntılar bitmiyor, günler birbiri ardına buruşup eskiyor, yorgunsunuz, belki yeniksiniz Teslim mi olacaksınız peki? Hayal kurmayacak mısınız, çılgınca sevişmeyecek misiniz, ağaçlara bakmayacak mısınız, denizler şaşmayacak mısınız, ani ve sebepsiz sevinçlere inanmayacak mısınız, bir tabak semizotunun tahmin edemeyeceğiniz kadar lezzetli olabileceğini hiç düşünmeyecek misiniz, sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bardağı belinden kavrayıp içmeyecek misiniz her şeyi Delirdiniz mi siz? Hayat diye bir şey var, evet orada, elinin hemen yanında duruyor''

Güzel Bir Paylaşım

Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.


Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben 'Bu kavanozun bizlerin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' Der.
Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.


Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.


Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.


'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.


Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . . .


Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle, dostunuzla yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur.




Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör tebessümle: 'Hayatımız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarımız ve sevdiklerimizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır!!!'

Çabuk Makyajın Sırları




Çok az zamanınız var ve evden hemen çıkmanız gerekiyor bu durumda makyajınız ne olacak?


İşte size, adım adım hızlı makyaj önerileri:


Ten


Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürün. Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı.


Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin.


Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin.

Flormar Ürünleri İle İlgili Blog Mu Hazırlamak İstiyorsunuz?


Flormar Bloggerlarla Buluşuyor!

Bundan sonra Blog sahibi olan , blog sahibi olmayı düşünen veya Blogları aktif bir şekilde takip eden herkes, Flormar'ın binlerce renk ve çeşitteki ürün gamıyla tanışma şansını yakalayacak. Burada yayınlanacak metinler ve verilecek linkler sayesinde Flormar adını daha fazla duyurabilecek,gelişmelerden herkesi haberdar edebilecek.
Burada yer alan iletişim platformu sayesinde Flormar gerek ürünleri gerekse her türlü yenilik çalışmalarını bloggerlara duyurabilecek ve blog okuyucularına Flormar hakkında merak ettikleri tüm soruların cevaplarını verecek. Bunun için tek yapılması gereken buraya tıklayarak iletişim formu aracılığı ile bize bilgilerini göndermek olacak.