11 Aralık 2009 Cuma

MİŞ MUŞ GÜNLÜĞÜ

• Sal.sev: Teyze var, karşı balkonda. Güvercin, kumru, martı, karga... ne varsa hepsini besliyor. Yemlerken de konuşuyor hep. Bir sefer şey dedi “O güzel insanların, o güzel atlarla gittiği yere siz götüreceksiniz beni bir gün”. Duyduğum içtenliğe sevindim, düşlere buruldum.
• Osman Yılmazer’in resim sergisi kaçmasın, kılıcın havada çizdiği dönüşler gibi motiflerden akıl mahrum kalmasın. Uran Sanat Galerisi’nde 4 Ocak’a kadar.
• Deli Mutfağı: Ez sade helvayı, rendele portakal kabuğunu, sık portakalın suyunu içine, az ama vıcık olmayacak kadar. İnce kıy cevizi, üzerine az tarçın. Soğut dolapta, oh mis.
• Yavuklunun muhteşemliği, her karşılaşmanda kalbini başka bir tempoda attırmasıdır. Her parçada ayrı tuşesi, enfes atakları olan baterist gibi. Gönlünün tumbası, sevdanın ritmidir o.
• Bir dahaki bayramda kaçan danayı A-10 Thunderbolt ile kovalayıp yakalamak daha az acı verir sanırım, hem de daha çok sevap yazılır haneye.
• Kazık kadar adam: Bayramda kıyı köşe, kırtasiye, bakkal gezip; torpil, kız kovalayan, füze aradım, buldum da.
• Memleketim bazen ocağın üzerindeki kızartma tavası, en sıcak ve güzel yeri ortası. En tırt ve can yakan yeri de kenarları...•
 Bayramda büyük insan gibi giydirilen çocuklar çok ürkünç, “Bonsai”ye benziyorlar. O Japon ağaçları gibi, görünümü ulu köknar, kendisi minicik mutant misali.
• Yılmaz Erdoğan ve BKM sanatçılarının şenlendirdiği “Neşeli Hayat” filmini görün. Sıcak, keyifli, samimi. Bilemedim ama Münir Özkul ve Adile Naşit’in oynadığı “Neşeli Günler”i hatırlattı. Bayram günü TRT 1’de izlediydim, ondan herhal. Ellere, akıllara sağlık ho ho ho...
• Elbisenin enerjisinden midir nedir, bayramda büyük insan gibi giydirilen çocuklar büyük adam gibi laf ve posta koyuyor, verdiğin şekeri beğenmiyor, büyüklerinden öğrendiği gibi mağduru oynuyor.
• Dikkat ettim, yeterli can kaybına ulaşılmadan hiçbir şey olmuyor, kıl kımıldamıyor.
• Ne oldu o iş: Tunceli’de Munzur Vadisi’ne yapılacak 8 baraj işi, orada yaşayanların dedeleri yaşında kesilen bir alay ağaç ne oldu, devam değil mi o iş?
• Mistik ve korkutucu: Toplu taşıma esnasında ebeveynlerle oturup dik dik gözünün içine bakan çocuk. Dışarı bakarsın, bakışlarıya camda buluşursun. Açık renkli gözlüler rüyalarına bile girer.
• Beni Bulur sizi de: Yürüyorsun, karşıdakiyle tokuşmamaya çalışırken, ne yöne gitsen o da o yöne geliyor. Geçsin diye dur ve “hah durdu yol verdi” deyip aynı anda hareketlenince tokuş. Yoksa yürümeyi bilmiyor muyum...
• Bul seyret: ‘Outbreak’ adlı film, eskidir ama güzeldir. Dustin Hoffman ve Donald Sutherland. Son günlerdeki domuz gribi hesabı, “Yahu gerçek mi olacak acaba” dedirtiyor.
• Nem kokulu soğuk evlerin yatakları / toplar gece, fakir ama onurlu rüyaları...

Seyit Ali Aral

Hiç yorum yok: