20 Kasım 2009 Cuma

Püf Noktasının Öyküsü

Her işin bir ustası, her ustanın da işini iyi yapmasının bir sırrı vardır değil mi?



Yani hemen hepimizin yapacağı işlerde bazı insanların bu kadar başarılı olmalarının nedeni, o işe çok emek verip deneme yanılma yöntemiyle kendilerine has bir yöntem bulmuş olmalarıdır. Bazen paylaşılır bu sırlar, bazen de “meslek sırrı” olarak ustada kalır.


Yemek yapmak da ustalık, maharet ve emek isteyen işlerdendir. Aynı tarifi üç kişiye verin, sonra da ortaya çıkardıkları yemeklerden yiyin. Tıpatıp aynı tarifi kullanmalarına rağmen yemeklerin birbirinden farklı olduğunu görürsünüz. Bazen tuzu ne zaman attığınız bile yemeğin kıvamını belirleyebilir.


İşte yemekte ve pek çok işte kullanılan küçücük ayrıntılar vardır. Bu ayrıntıları bilmek hem o işi yapmayı kolaylaştırır, hem de yapılan işin daha kaliteli olmasını sağlar. Bu ayrıntılara “püf noktası” denir.


Peki püf noktasına neden bu ismin layık görüldüğünü biliyor musunuz? Her şeyin olduğu gibi püf noktasının da bir öyküsü var elbette.


Bir zamanlar çinisiyle meşhur bir memlekette, bir çini ustasıyla çırağı yaşarmış. Zaman içinde çinilere nasıl şekil verileceğini, hangi renklerin nasıl kullanılacağını öğrenen çırak, artık kendi atölyesini açabileceğine inanmış ve ustasının yanından ayrılmış. Ne var ki, fırına sürdüğü çinilerin hepsi bir süre sonra çatlıyormuş. Bunu gören çırak bu işin böyle devam edemeyeceğini anlayınca, dükkanını kapatıp ustasının yanına dönmüş ve olanları ustasına anlatmış.


Ustası bir sefer de birlikte yapmalarını istemiş. Sıra çömleği fırına vermeye gelince usta araya girip çömleği eline almış. Evirmiş çevirmiş, dikkatlice inceledikten sonra bir yerine püf diyerek üflemiş, sonra da çırağına dönüp “Bak evladım, bu işin püf noktası budur, eğer çömleğin üzerinde minicik bir hava kabarcığı kalırsa çömleği çatlatır, o yüzden fırınlamadan önce üfleyip söndürmek gerekir” demiş.

O günden sonra da bir işi kolay ve çabuk yapmanın miniminnacık sırları bu isimle anılır olmuş.


Domatesli kuzu şiş kebap


YAPILIŞI: Ete lezzet katmak ve yumuşatmak için kullanacağınız terbiye sosunu hazırlamak için; rendelenmiş soğanı derin bir kaba aktarıp üzerine limon suyunu ekleyin. Kekik, tuz ve karabiberi serpip, sütü ilave ettikten sonra kuzu kuşbaşı etini terbiye sosuna bulayarak karıştırın. Eti, üzeri kapalı halde buzdolabında en az 3-4 saat bekletin. Eti buzdolabından çıkarıp ağaç şişlere, her bir şişe beş adet olmak üzere dizin. şişleri ızgarada ya da mangalda çevirerek pişirin. Domatesli sosu hazırlamak için; zeytinyağını orta boy bir tavada kızdırın. ıyice ezdiğiniz sarmısakları ekleyip karıştırarak 1 dakika kadar kavurun. Üzerine, rendelenmiş domatesleri, tuzu ve karabiberi hemen ilave edin. Tozşeker ve sirkeyi de katıp orta ısılı ateşte, domatesler suyunu çekinceye kadar 8-10 dakika pişirin. Kızarttığınız kuzu şişleri servis tabağına alıp, üzerine sıcak haldeki domatesli sosu gezdirdikten sonra sıcak sıcak servise sunun.


· Yarım kg. kuzu şiş (kuşbaşı doğranmış kuzu eti)


Et terbiye sosu için;


· 1 adet orta boykuru soğan


· 1 adet limonun suyu


· 1 su bardağı süt


· 1 yemek kaşığı kuru kekik


· 2 çay kaşığı tuz, karabiber


Domates sosu için;


· 5-6 adet orta boy domates


· 3 diş sarmısak


· Türk kahvesi fincanıyla 1 fincan zeytinyağı


· 1 yemek kaşığı sirke


· 1 çay kaşığı tuz, karabiber


· 2 çay kaşığı tozşeker

Hiç yorum yok: