12 Kasım 2009 Perşembe

Öylesine esti işte

"tencere dibin kara, seninki benden kara" demiş öteki kedi.




acı-komik dedikleri buymuş meğerse.


gülmüş kedi... gülmüş kedi... gülmüş kedi.


ama bu kedi öteki kedi.


susmuş, dudaklarını ısırmış öteki kedi. kedi kürkçü dükkanına döndü dediklerinde.


ama kedilerin kürkçü dükkanı olmaz, bilmiş kedi.


şimdi en uzak kasaba kedinin kafesi...






susmuş öteki kedi. kusmuş öteki kedi. bazen de susmuş öteki kedi. yine!






kedinin eski kürkçü dükkanını ziyaret etmiş bir cumartesi günü. vitrine bakadurmuş bir süre.


aşınmış mavi boya, sağa sola çarpılmaktan eprimiş bir his topu, bir de lüzumsuz yere geniş, güzel bir yokuş görmüş...


susmuş, yutmuş, yutkunmuş öteki kedi.


sonradan yapıştırıldığı alakasız bir fotoğraf karesinden çerçeveyi kanatarak kaçmış. arkasına bakmadan koşmuş. o kadar çok ve o kadar uzağa koşmuş ki artık çerçevede kalan yüzü tanıyamaz olmuş.


unutmayı bilmez halbuki öteki kedi. hayret, nasıl olmuş!


bu esnada çerçevede kalan kedi, yanılsamaların en alasını yaşamış. kaçan öteki değil de kendisi sanmış. kendi çerçevesi geri geri koşar adım giderken öteki kediyi sırtı ona dönük bekler sanmış. bununla avunmuş, bununla övünmüş.


sonraları yaşamış kedi. niye yaşamasın. ama mutlu mesut mu bilinmez.


yanılsamanın tozuyla yüz yıllık bir uykuya esir olmuş kedi. almış, vermiş, yenmiş kedi. yenmiş mi kedi?






"umarım uyanmaz, uyanırsa çok canı yanacak" demiş bir telefonda öteki kedi, ne kadaaaaar zaman sonra, o kedi için.


ama yanmış ya öteki kedinin canı bir kere, kanamış ya bacakları kaçarken, kayıtsızlığı ve nefreti aynı zamanda öğrenmiş.


susmuş kedi. yaşadığı düş-müş kedi.


bir sabah bir nefesle kendine kavuşmuş öteki kedi.


şimdi ne bir göbek bağı, ne bir gönül bağı kalmış ikisinin arasında.






çünkü kedi ölmeyi seçmiş diyebiliriz. en azından öteki kedinin hayatında.


bu masalın muradı olmadığından kimse muradına ermemiş. yoktan bir şey yaratmaya çalışan emektar öteki kedi, çok ağlamış sonraları emeğine, sevgisine ve şefkatine ama masalların zaman çizgisini mürekkepli kalemler çekermiş her zaman ve gecikmiş hiçbir taarruz ya da yüzsüz ve tıynetsiz hiçbir ateşkes ve barış isteği haritanın kutup çizgilerini değiştiremezmiş artık.


-SON-


bu masaldan ne kalmış öteki kedinin elinde derseniz bir yarım gülüş sadece.


(kedi al... kedi ye...)


kedi sus, kedi yum, kedi uzak dur.

Hiç yorum yok: